question stringlengths 108 2.06k | answer stringclasses 5
values |
|---|---|
İnsanı rahat bırakmıyorlar ki doğrusu nedir bilelim! Biri oradan çekiyor diğeri buradan. “Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Hadi öyleyse burçlarla kendimizi tanıyalım. Mükemmellik için altın öğütler. Mutluluğun beş yolu. Üç adımda üç soruyla zekâ testi.” gibi reklam içerikli yalan yanlış, kolay ve eksik bilgilerle dolu ... | E |
Ahlak felsefesi insanın yapıp etmelerini, ilişkilerini ve davranışları belirleyen ilkeleri sorgulayan felsefe dalıdır. Diğer bir adı etik olan bu alan, insan ilişkilerini şekillendiren ilke ve kuralların varlığını ve değerini sorgular. Bu sorgulamayı yaparken de kendine özgü kavramları kullanır. Buna göre aşağıdakilerd... | B |
Çizgi roman karakteri Batman’in bir canlıyı öldürme karşısındaki tutumu, her yaşamın büyük işler başarma potansiyeli olduğuna inanmasından kaynaklanır. Batman bir canı almanın o canın sahip olduğu bütün potansiyeli ortadan kaldıracağına inanmış dolayısıyla kötü insanları öldürmenin, onların günahlarının bedelini ödeme ... | C |
İnsanın davranışlarında özgür olup olmaması ahlak felsefesinin temel problemlerinden biridir. Özgürlük, bireyin herhangi bir baskı altında kalmadan kendi iradesi doğrultusunda davranmasıdır. Özgürlüğü uygularken başkalarının sınırlarına müdahale etmekten uzak durmak gerekir. Özgürlük kavramı beraberinde sorumluluğu da ... | A |
Bu iki görüş de insanın eylemlerinde özgür olmadığı konusunda ortak bir fikir birliğine varmışlardır. Ancak neden özgür olunmadığına dair farklı düşünceleri vardır. Birine göre insanın özgür olmayışı doğadaki neden - sonuç ilişkisiyle ilgilidir. Yani şu an gerçekleştirilen eylemler aslında daha önceki bir takım doğal n... | B |
Ahlaki olgunluğa sahip olan insanlar, seçimlerini neden yaptığının ve seçimlerinin sonuçlarının bilincinde olanlardır. Özgürlük bireyin sınırsız, keyfi ve rastlantısal eylemi değildir. Tüm insanlığı ilgilendiren değerlere iradesi ile bağlanan insan gerçek anlamda özgürdür. Yapacağı seçimlerde ve eylemlerde sadece kendi... | D |
Her insanın bencil eğilimlerini ve sorumluluklarını bir kenara bırakıp yalnızca kişisel hazlarıyla ilgilenmesi, kendini tümüyle duyumsal keyiflere bırakması gerektiğini savunan bu görüşe göre haz iyi, acıysa kötüdür. İnsan eylemlerinde hazza yönelmeli acıdan kaçınmalıdır. Her türlü ahlaki eylemin amacı da bu olmalıdır.... | D |
Platon’a göre evrendeki her şey idealardan, tüm idealar da yüksek idea olan iyi ideasından pay alır ve ona yönelir, ona benzeme eğilimiyle hareket ederler. O, doğal olarak var olan her şeyin iyi ideasından pay aldığını ve iyiye yöneldiğini söyler. İyi ideası da tüm diğer idealar gibi tek, değişmez ve mutlaktır. Buna gö... | A |
Herkes için geçerli, iyi ya da kötü bir davranışın mümkün olduğunu savunan ahlaksal determinizmin en önemli temsilcisi B. Spinoza'dır. Ona göre, içinde yaşadığımız evrende her şey önceden belirlenmiş olan düzene uygun şekilde gerçekleşmektedir. Bu durumun değişmesi olanaklı değildir. Tüm eylemlerimiz, duygularımız ve d... | E |
Dini konu edinen felsefe dalına din felsefesi denir. Din olgusunu ve inancı felsefi açıdan ele alan din felsefesi, vahiy, kutsal, mucize gibi kavramlarla iş yapar. Herhangi bir dinin yanında ya da karşısında değildir. Tanrı’nın varlığını, inancı sorgulayıcı ve rasyonel bir temel üzerinden inceler. Metne göre aşağıdakil... | C |
Eski Mısır’da çok tanrılı bir inanç hâkimdi. Doğada yaşanan olayların, tanrıların kontrolünde olduğu düşünülürdü. Her tanrının farklı bir görevi vardı. Örneğin; Ra güneş tanrısı, İsis bereket ve analık tanrıçası, Seth kötülük ve kuraklık tanrısı, Ptah evren ve içindeki her şeyin yaratıcısı olduğuna inanılan tanrı gibi.... | E |
I. Evren yaratılmamıştır. II. Tanrı ve evren bir ve aynıdır. III. Tanrı evreni yaratmıştır ama ona müdahale etmez. IV. Algılayamadığımız için Tanrı’nın varlığını ya da yokluğunu bilemeyiz. V. Kutsal kitaplar ve peygamberler Tanrı’nın kendisini insanlara duyurma yollarıdır. Yukarıdakilerden hangisi agnostisizm akımına a... | D |
- Tanrı olsaydı kötülüğe izin vermezdi. - Evreni ve onun işleyiş sistemini yaratan Tanrı’dır. Fakat ona müdahale etmez. - Kötülük bütün dinlerde yasaklanmıştır. Bu dünya bir imtihandır ve ahirette hiçbir suç cezasız kalmayacaktır. - Tanrı’nın varlığını kanıtlayamam ama aynı şekilde olmadığını da kanıtlayamam. Yukarıda ... | D |
Mani inancında iyilik ve kötülük ikisi de ezelidir. İyilik, ışık ve ruhtur, kötülük de karanlık ve bedendir. İkisinin karışımından da evren oluşmuştur. Karanlık doğası gereği ışıkla sürekli bir çatışma hâlindedir. Bu parçada sözü edilen görüş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Agnostisizm
B) Deizm
C) Düalizm
D) Panenteizm
... | C |
Tanrı, var olan her şeyi kapsayan bir varlıktır. O olmaksızın hiçbir şey var olamaz ve tasarlanamaz. Tanrı mutlak anlamda ilk nedendir ve aynı zamanda etkindir. Tanrı her şeyin biricik nedenidir. İçkin bir neden olarak Tanrı, kendi kendisini gerçekleştirendir. Kendi özünden bütün her şey zorunlu olarak meydana gelir. O... | E |
el-Kindî’ye göre evren sonradan oluşmuştur. Onun sonradan oluşmuş olması bir başlangıcının olduğunu gösterir. Ayrıca sonlu olan zamana bağlıdır ve bu evrendeki değişimi gözleyerek de anlaşılabilir. Böylece evrenin sonlu olması demek zorunlu olarak onun sonsuz bir varlık yani Tanrı tarafından yaratıldığını kanıtlar nite... | E |
Kelime anlamı bakımından ‘Tanrıbilim’ anlamına gelmektedir. Teoloji, din felsefesinin konusu olan her türlü problem ve kavramı içine almasına karşın bakış açısı ve kullandığı yöntemler noktasında din felsefesinden ayrışmaktadır. Söz gelimi teolojiler konularına din felsefesine göre daha az akademik, daha çok taraflı bi... | B |
Tanrıbilim anlamına gelen teoloji, Tanrı kavramı ve din olgusunu ele alan bilim dalıdır. Belirli bir dine ait olan bilgiler ve o dinin özellikleri hakkında çalışma yapan bir alandır. Teoloji ile ilgilenen kişilere teolog, ilahiyatçı adı verilir. Teolog çalışma yaparken; dinin toplumsal yönüyle ilgiliyse sosyoloji ile, ... | E |
Teizm düşüncesine sahip bir kişinin “Ölümden sonra yaşam var mıdır?” sorusuna cevabı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Dinle ilgili görüşüm, ruhumun da bedenimle beraber
öleceğidir.
B) İnsanların bu konuda fikirlerinin bir temeli olmadığı
görüşündeyim.
C) Ölümden sonra yaşamın olacağına ilişkin bir delil
bulamamakta... | E |
Temel hak ve özgürlükler, içinde bulunulan toplumun egemenlik biçimine göre şekillenir. Örneğin, otokratik bir yönetimde kişinin hak ve özgürlükleri sonuna kadar kısıtlanır. Buna karşılık kişilerin yasalar çerçevesinde çok sesliliğin olduğu, haklarından sonuna kadar yararlandıkları yönetim biçimi de vardır. Parçada bah... | B |
Özgürlük insanı hayvanlardan ayıran özelliklerden biridir. Çünkü insan, belli bir amaca ulaşabilmek için birçok seçenek arasından kendisi için en doğrusunu seçme özgürlüğüne sahiptir. İnsan sahip olduğu bilgi edinme özgürlüğü ile kendisini sürekli donatır ve geliştirir. Bir hayvanın bir konu hakkında bilgi sahibi olup ... | C |
Ian McEwan’ın yazdığı ve daha sonra aynı isimle filmi de çekilen Çocuk Yasası isimli romanda Londra Yüksek Divan Aile Hukuku Dairesi’nin en başarılı ve ünlü hâkimlerinden birisi olan Fiona Maye, çetrefilli davalardaki deneyimi ve başarısından dolayı “Adam Henry” davasının hâkimi olarak görevlendirilir. On yedi yaşında ... | E |
Antik Çağ ve Orta Çağ İslam filozoflarında temelde bir etik erdem olarak kabul edilen, Modern Çağ'ın batılı siyaset ve hukuk felsefelerinde artık bir etik erdem olmaktan çıkarılarak, politik ve daha ziyade bir hukuk terimi olarak bireyler arasında dengenin sağlanması işlevi gören kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) A... | A |
Siyaset bilimi, objektif bakış açısıyla siyasette “var olanı” konu edinir. Bu alan devleti, siyasi ve sivil kurumları ayrıca siyasal rejimleri araştırır. Siyaset alanına giren tüm olguları, bilimsel yöntemlerle araştırır, genel sonuçlara ve yasalara ulaşmaya çalışır. Oysa siyaset felsefesi siyaset bilimi gibi var olanı... | A |
Siyaset felsefesinde önemli bir yeri olan ütopya, hiçbir yerde var olmayan, siyasi bir ideal olarak tasarlanan devlet ve toplum tasarılarıdır. Aşağıdakilerden hangisi ütopyaların yazılma amaçlarından olamaz?
A) Toplumsal sorunlara çözüm üretmek
B) Mükemmel bir devlet yapısı oluşturmak
C) İnsanların refah seviyesini art... | D |
Var olan devlet düzenlerinin eleştirisi ve ideal bir devlet tasarımı ilk çağdan beri yapılmaktadır. Kurgusal bir yapıda olan bu eserler iki şekilde yapılmaktadır: Birincisi; olumlu bir nitelik taşır ve daha iyi bir hayat tasarımı yapmaktadır. İkincisi ise gerçekleşmesi istenmeyen, olumsuz nitelikte ve baskıcı bir yönet... | E |
Ütopyalar mükemmel toplum tasarımlarıdır. Ütopik düşünceler var olan toplumsal düzenin yetersizliklerini, sınırlamalarını ve kusurlarını aşmayı amaçlar. Genellikle eşitlik, adalet, refah ve özgürlük gibi değerlerin pratikte kusursuz bir şekilde uygulandığı daha iyi bir gelecek vadeder. Ütopyalar, mevcut gerçeklerden yo... | A |
nsanın kendini gerçekleştirdiği ve yaratıcılığının üst düzeye çıktığı ideal bir siyasal düzenin temelinde özgürlük olmalıdır. Bahsi geçen özgürlük yalnızca siyasette değil, aynı zamanda ekonomik hayatta ve dinsel yaşantıda, hatta toplumsal yaşamın her alanında olanaklı kılınmalıdır. Birey karşısında devlet gücü sınırla... | A |
K. Marx'a göre burjuvazinin gelişmesi milletler arasındaki farkın azalmasına ve işçi sınıfının vatansız olmasına yol açmıştır. Bu durumun ortadan kalkması ancak bir ulusun bireyinin sömürülmesine engel olmasıyla, başka ulusları sömürmemesiyle ve ulustaki üretim araçlarının kamu malı olduğunun bilincine varmasıyla mümkü... | B |
ktidarın yönetme gücünü elinde bulundurması ve kullanması şeklinde tanımlanan egemenlik, meşru bir temele dayanmalıdır. Toplumsal sözleşmeye dayalı bir devlet anlayışı sergileyen T. Hobbes'a göre, insanlar kendi aralarında ortak bir karar alarak devleti oluşturmuşlardır. Çünkü doğal düzende “İnsan, insanın kurdudur.” a... | E |
Sanatta güzeli ortaya çıkaran estetik değerlere yönelik iki farklı bakış açısı vardır. Bunlardan öznelci görüşe göre; güzel yargısı sanatsal ürüne yönelen alımlayıcının beğenilerine göre değişkenlik gösterir. Estetik değer, kişiye göre belirlenir. Nesnelci görüşe göre ise güzellik sanat eserinin kendinde olan bir özell... | B |
Tan yerinin ağarmasında, suların büyülü şırıltısında, seher vaktinin umut getiren aydınlığında, aşktan yorgun düşmüş gözlerin mahmurluğunda, rüzgârla savrulan ağaçların uğultusunda, denizin uçsuz bucaksız maviliğinde, seherde bir kuşun ötüşünde, dağların yeşilliğinde bizi kendimizden alan o muhteşem güzelliği görmemek ... | B |
Sanatın bize gerçekliği değil de görünüşü verdiğini, sanatta söz konusu olanın görüntüler olduğunu savunan Platon'a göre, gerçek varlık alanı idealar dünyasından oluştuğu için, sanat eseri kopyanın kopyası olmak durumundadır. Başka bir deyişle, sanatın konusu olan nesne ya da fenomenler, gerçekliği olmayan kopyalardır.... | A |
Modern sanatta herhangi bir nesneyi sanat nesnesi yapan şey mekân-bağlam ilişkisi içinde olmasıdır. Bir şeyin sanat galerilerinde ya da müzelerde sergilenmesi o şeyi sanat nesnesi hâline getirebilir. Bu da sanat eseri olarak kabul edilebilecek olan nesnelerin sınırını ve çeşitliliğini hızla arttırır. Söz gelimi Duchamp... | C |
Platon her şeyin aslının idealar dünyasında bulunduğunu, fenomenler dünyasında bulunan varlıkların ideaların taklitleri olduğunu ileri sürer. Sanatçı ideaların kopyasını taklit ederek eserini oluşturur. Sanat Platon’da aslında taklidin taklididir. Aristoteles’te sanat Platon'un düşüncesinde olduğu gibi bir taklittir. S... | C |
Elbette hiçbir yazar metnini çalakalem oluşturmaz. Düşünür, taşınır ve ne yapması gerektiği konusunda bir ön hazırlık yapar. Nihayetinde metniyle baş başa kaldığında edindiği entelektüel donanımı, algı dünyasının derinliği ona yol göstericilik yapacak, ruhunun derinliklerinden gelen imgeler coşkun bir ırmak gibi çağlay... | C |
Filozof, düşüncelerini tutarlılık içinde dile getiren ve bu düşüncelere dayalı felsefi sorular sorabilen kimsedir. Filozof hayatı, insanı, evreni sorgulayan, kendi düşünceleriyle kavrayan kişidir. Her dönem ele alınan konulara dair yeni sorular soran ve bu sorularla yeni bir bakış açısı geliştirebilendir. Eleştirel düş... | E |
Güzel nedir? Herkes için geçerli bir güzel tanımı yapabilir miyiz? Güzelliği aklın süzgecinden geçirdiğimizde ve üzerinde düşündüğümüzde kendimizce bir tanım yapabilsek de aslında herkesçe kabul gören bir tanım olmayacaktır. Zaten “güzel” ile felsefenin ilgilenmesi de tanımındaki çeşitlilikten ileri gelir. Filozoflar, ... | C |
B. Akarsu, Ahlak Öğretileri isimli kitabında ilkel toplulukların saygı gösterdiği “başkası”nın sadece ait oldukları kabilelerinin üyesi olan insanlar olduğunu, uluslar için ise sadece kendi ulusu olduğunu söyler. Ancak der, “Bütün bunların üstünde olmak mümkündür.” Sayıları az olan bu kişiler için “başkası” ise bütün i... | B |
Bilinçli bir varlık olan insan, yaşamının yönünü tayin etme olanağına sahiptir. Bunun için insanın karar vermesi, seçim yapması, eylemde bulunması ve eylemin sorumluluğunu alması gerekir. Fakat insanın bilinçli seçimler yapabilmesi için bilmesi gerekir. Ne yapmak istediğini ya da neyi aradığını bilmeyen insan, aradığı ... | B |
Gazeteci: “İş hayatınıza tek bir torna tezgâhıyla başladığınızı söylüyorsunuz. Sahip olduğunuz serveti düşününce insan sormadan edemiyor. Nedir bu işin sırrı?” İş insanı: “Kırk iki yıllık bir iş deneyimine sahibim. Bu kırk iki yılda şunu öğrendim ki deneyim tek başına yeterli değil. Yanında aklın da olması gerekiyor. Y... | E |
Antik Yunan filozofu Sokrates, kişide doğuştan var olan bilgilerin dışarı çıkarılması için “Sokratik Yöntem”i kullanmıştır. Kendisinin hiçbir şey bilmediğini söyleyen Sokrates, soru cevap tekniğine dayalı olan tartışmayı başlatır. İlk olarak kişinin neyi bilip bilmediğini ortaya çıkarması sağlanır ve bildikleriyle ilgi... | A |
“Dil ile insan başarıları arasındaki bağ, karşılıklı ve çok içten bir bağdır. Çünkü dilin oluşu, onun iç yapısını oluşturan tarihsel varlık alanıyla birlikte, olmakta olan bir oluştur. Gerçi insanın bütün başarıları, dilin varolmasının bir sonucudur. Çünkü dil olmadan, ne bir insan başarısından, ne insan başarılarının ... | E |
Market sahibi görsellerle desteklediği ve üzerinde, “Siz değerli müşterilerimizin sağlığı bizim için her şeyden önemlidir. COVİD-19 salgınından korunmak için lütfen girişte el dezenfektanlarımızı kullanalım, maskelerimizi takalım ve sosyal mesafemize dikkat edelim.” yazılı bir tabela asmış ve geriye çekilip gözlemeye b... | B |
I. Kant , Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi kitabında, “Her defasında kendi şahsında olduğu kadar başka herkesin şahsında da, sırf araç olarak değil aynı zamanda amaç olarak davranacak biçimde eylemde bulun.” diyerek ahlaki eyleme ölçüt geliştirmeye çalışmıştır. I. Kant'ın bu sözüyle anlamca en uygun alternatif gör... | B |
T. More'un Ütopya adlı eserinde ifade ettiği gibi herkes eşit olmalı ve günün belirli günlerinde en çok altı saat çalışmalıdır. Ona göre herkes ulusal servetten eşit pay almalı, toplumun çıkarları ön plana alınmalı, özel mülkiyet yasaklanmalı ve sınırsız iktidar anlayışına karşı çıkılmalıdır. Yöneticiler diğer insanlar... | D |
Aristoteles’e göre mutluluk, insan ruhunun amacıdır. Bu amaca ulaşmak için erdemli bir yaşam sürmek gerekir. Erdemli yaşamın temel ölçütü altın ortaya uygun, ölçülü davranmaktır. İnsan eylemlerindeki eksiklikler ve aşırılıklar iki kötülüktür. Bunlar, insanı mutsuzluğa götürür. Bu sebeple mutlu olmak isteyen insan, doğr... | B |
Parmenides hakkında geriye kalan çok fazla bilgi olmamakla beraber, döneminin önemli filozoflarından biri olduğuna dair elimizde ipuçları mevcuttur. Mesela Platon bir diyaloğunu tamamen Parmenides’e atfetmiştir. Platon’un düşüncelerinin oluşmasında da Parmenides’in etkisi olduğu açıktır. Duyumdan ve deneyimden gelen bi... | E |
Felsefe tarihinde her dönem kendisinden önceki dönemden etkilenir. Bazen onun karşıtı yönde şekillenirken bazen de o dönemde açılmış yeni yolları genişleterek yepyeni boyutlar kazanır. İşte 15-17. yüzyıl döneminde bilim, sanat ve felsefede meydana gelen gelişmeler 18-19. yüzyıl felsefesinde yepyeni boyutlar kazanmıştır... | D |
Doğruluğu kesin olan bilgiye ulaşılabilir ve bu da akıl yoluyla mümkündür. Açık ve seçik olarak doğruluğuna ikna olabileceğimiz bir bilgiye ulaşmak için izlememiz gereken yol, bu türde olmayan tüm eski bilgi ve inançlarımıza şüpheyle yaklaşmaktır. Bu sayede şüphenin bittiği yerde doğruluğu apaçık olan bilgiye ulaşabili... | D |
Montesquieu, toplumu bilimsel olarak inceleyen ve bunu yaparken gözlem ve deney yöntemlerini kullanan bir düşünürdür. Ona göre her yasa bir başka yasaya bağlıdır ve tabidir. İnsanın başkasının haklarını gözeterek özgürce yaşaması için de bazı hukuki düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bu sebeple devletlerde yasama, yürütme v... | D |
Spartacus MÖ 73-71 yılları arasında Roma Cumhuriyeti döneminde yaşamış bir gladyatördür. Kölelik rejimine karşı başkaldıran bir isyan lideri olarak bilinir. İsyan hareketinin lideri olarak, kölelerin Roma ordularıyla savaşmasını ve özgürlüklerini kazanmaya çalışmasını sağlamıştır. Roma ordusu Spartacus ve onunla birlik... | E |
İlk Çağ filozofu Herakleitos, evrende var olan her şeyin kendi karşıtına dönüştüğü değişme sürecinin bağlı olduğu bir yasadan söz eder. Bu yasaya göre her şey kendi çelişiğine dönüşerek sürekli bir değişimi mümkün kılar. 18. yüzyıl filozofu F. Hegel ise, bir düşünce ya da varlığın (Tez) önce zorunlu olarak karşıtına (A... | C |
ve genişleyen burjuva sınıfının edebiyat ve felsefeye ilgi duyması o dönemde eserlerin sayısının artmasına sebep olmuştur. Artan edebi eserler daha fazla kişiye ulaşmış ve insanların bakış açılarında dönüşüm meydana getirmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi bu durumun sonuçlarından biri değildir?
A) Kültürel etkil... | D |
J. Locke'un bilgi anlayışı tabula rasa “boş levha” kavramına dayanır. Ona göre insan doğuştan herhangi bir bilgi veya kavrayış yetisine sahip değildir. Bilgiler deneyimlerin sonucunda, zihinde oluşan fikirlerin bir ürünüdür. Bilgi, iç ve dış dünyadan gelen verilerin bu levhaya yani zihne işlenmesiyle oluşur. Bir masanı... | D |
I. Kant'a göre insanların yaptığı herhangi bir davranışın ahlaki eylem olarak kabul edilebilmesi için o davranışın ahlaki yasa dışında hiçbir unsura dayanmaması gerekir. Yani kişi ancak görev bilinciyle davranışta bulunduğu zaman ahlaki eylemde bulunmuş olur. Örneğin öz çıkardan dolayı dürüst davranan ya da iyilik dürt... | E |
F. Hegel'e göre; bütün varlıkların temelinde düşünsel bir yapıda olan tin yer alır. Tin, kendisi için varlıktır ve kendini tam olarak tanımamaktadır. Kendini tanımak, kendi bilinç ve özgürlüğüne erişmek için karşıtı olan doğada kendini görmesi gerekmektedir. Ancak doğaya dönüşürken kendini yitiren tin, doğayı da yeni b... | B |
J. J. Rousseau’ya göre bütün toplumların en doğal ve eski olanı ailedir. Aile içinde çocuklar korunma ve bakılma ihtiyacını karşılarlar. Bu ihtiyacın ortadan kalkması durumunda aile içindeki doğal bağ da çözülür ve herkes özgürlüğüne kavuşur. Aile bireylerinin ihtiyacın kalkması durumunda bile bir arada olması onların ... | D |
Öğretmen her derse geldiğinde öğrencilerinden bir kaçının itiş kakış pencereden dışarıya baktığını görmekte ve tedirgin olmaktadır. Bir gün sınıfa oyuncak bir arabayla gelir. Öğrencilerini pencere kenarında toplar ve aşağıya bakmalarını ister. Oyuncağı üçüncü katın penceresinden aşağıya bırakır. Oyuncak paramparça olur... | C |
18. yüzyılın en önemli düşünürlerinden biri olan J. Locke, empirizm akımının kurucusu olarak kabul edilmektedir. Rasyonalizm görüşüne karşı çıkan J. Locke'a göre, insan zihni “üzerine hiçbir şey yazılmamış düz beyaz bir kâğıt” gibi düşünülmelidir. Bu sebeple, doğuştan getirilen hiçbir bilginin olması mümkün değildir. Z... | B |
Çağdaş felsefenin ayıt edici özelliklerinden biri, Platon’la başlayan sistem anlayışının değişmesidir. Platon bilgiden varlığa, siyasetten sanata, bilimden ahlaka kadar bütün alanlarda, kendi felsefesi içinde tutarlı ve bütünlükçü görüşler öne sürmüş ve felsefeyi sistemli hâle getirmiştir. 20. yüzyıl filozofları ise ça... | B |
Pozitivistler, insan aklının algısal alanının üzerinde veya dışında yer alan bir varlık dünyası ile ilgili bilgiye sahip olunabileceğini yadsımışlardır. Olgusal bir nitelik taşımayan tüm ögelerin karşısında yer almışlardır. Modern bilimi temel alan bu yaklaşım bilginin gözleme ve somut verilere dayanması gerektiğini sa... | C |
20. yüzyılın önemli filozoflarından biri olan E. Husserl, fenomenlerin özünün bilgisine ulaşmayı hedeflemiş ve bunun için de paranteze alma yöntemini geliştirmiştir. E. Husserl bu yöntemle insanların nesneye ilişkin algılarının doğruluğu ile nesnelerin gerçekliğini sorgulamaktadır. E. Husserl'in paranteze alma yöntemi ... | B |
Felsefe tarihinin ilk ve en önemli konularından biri varlıktır. Hatta felsefedeki tüm problem alanlarının varlık sorunundan kaynaklandığı söylenebilir. 20. yüzyılda varlık sorgulamasında eski bakış açısının yerine yenisini koyan isim N. Hartmann'dır. N. Hartmann, gerçekçi ve eleştirel bir ontoloji anlayışı geliştirmeye... | D |
İnsan olmanın onurlu duruşu, insanın kendini belirleyebilmesindedir. Kendi kaderini kendisinin tayin edebilmesindedir. Birçok insana, pratikte, aksi daha kolay ve konforlu gelebilir. Çünkü sorumluluk almak çoğu zaman düşündürür ve korkutur bizleri. Ama insanlık tarihine baktığımızda, geçmiş deneyimleri değerlendirdiğim... | D |
fe, insanın birey ya da kişi olduğunu öne sürerek, bireyin “varoluşa sahip bir varlık” olduğunu kabul eder. Nitekim S. Kierkegaard için varoluş, aşkınlığa yönelen, kasvetli bir gerilim anlamı taşır ve kaygıda, boğuntu ile yaşanan an birbirine karışır. Varoluşu soyut düşüncede değil de yaşanan anda, süreksiz olanda kavr... | C |
K. Marx'a göre, çağdaş toplum, bir sanayi toplumudur. Üretim araçları, esas olarak fabrikalardır. Üretim biçimi ise sanayi mallarının üretimidir. Üretim araçlarına sahip olanlar bir avuç sermayedardır. Bunun meydana getirdiği sınıflaşma biçimi, İlk Çağ’ın köle-efendi veya Orta Çağ’ın serf-derebeyi sınıflaşma biçiminden... | D |
Felsefenin dil analizleri yapması gerektiğini vurgulayan ve "Viyana Çevresi" olarak da bilinen, 20. yüzyılın önemli görüşlerinden mantıkçı pozitivizme göre deney ve gözleme dayalı olmayan önermeler anlamlı değildir. Bir önermenin anlamlı olabilmesi için doğrulanabilir olması gerekir. Bu sebeple, deney ve gözlem alanını... | A |
P. Ricoeur'a göre efsanevi, dini, ahlaki veyahut ideolojik sembollerin ve eylemlerin taşıdığı mesajlar felsefi yorum olmadan zincirini kıramaz. Bir sembolün ya da eylemin dolaylı anlamı görünüşteki anlamların gerisindeki gizli anlamların ortaya çıkmasıyla anlaşılır. Oysa sembol ya da eylem cümlelerine yoğunlaşmak, onla... | D |
Türkiye’de felsefi düşünceye katkıda bulunan aydınlardan biri olan Hasan Âli Yücel, aynı zamanda bir felsefe öğretmenidir. Ona göre, insanın aklını kullanması ve kendini geliştirmesi ancak hür bir toplumda mümkündür. Hürriyet, farkındalık ve bir anlayış geliştirmedir. Bu sebeple, insanlar arasında eşitliğin ve saygının... | A |
İ. Kuçuradi, Türkiye’de felsefenin gelişimine yaptığı katkılarla beraber değerler üzerine düşünceleri ile de ön plana çıkar. Ona göre insanın değerleri, onun varoluşunu gerçekleştirmesine yarayan tüm olanaklardır. Çalışmak, düşünmek, sanat yapmak vb. tüm değerler insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran nitelikle... | C |
"Ben kendi adıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu, sanatı her şeyin üstüne koymuş olduğum anlamına da gelmez. Tersine, onsuz edememem, onun beni herkesle birleştirmesi ve olduğumdan başka türlü olmadan herkesle aynı düzeyde yaşatması demektir. Sanat, benim için tek başına tadı çıkan bir şey değildir. Sanat bence, en ... | B |
İnsanın doğasını ahlak, gelenek, kültür ve toplumsal ilişkiler bağlamında sorgulayan F. Nietzsche’nin felsefi anlayışının merkezinde “üst insan” kavramı yer alır. Güç istenci ise insanı iyinin ve kötünün ötesine taşıyacak olan “üst insan” modelinin en önemli motivasyon kaynağıdır. Güç istenci insanın doğasında yer alan... | D |
F. Nietzsche’ye göre ahlaki yargıların ölümsüzlüğü diye bir şey söz konusu değildir. Bu yargılar yani iyi ve kötü daima kendilerini aşmakla yükümlüdür. Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde “Ve iyinin ve kötünün yaratıcısı olmak isteyen: sahiden, önce bir yok edici olmalıdır ve değerleri paramparça etmelidir.” demiştir. ... | A |
L. Wittgenstein her olay ve durumun kısacası her şeyin, başka olay ya da durumlardan bağımsız olarak ortaya çıktığını ifade eder. Ona göre bu dünya birbirinden bütünüyle bağımsız basit olayların toplamıdır. Bu sebeple bir olay ya da duruma dair a priori sonuçlar üretmek batıl bir itikattan başka bir şey değildir ve bu ... | C |
J. P. Sartre’a göre bizler bir gösterinin ortasında kendilerini ansızın sahnede bulan aktörler gibiyiz, elimizde senaryo yok, oyunun adını veya hangi rolde oynadığımızı bilmiyoruz ne yapacağımızı ne söyleyeceğimizi bilmiyoruz evet, hatta oyunun bir yazarı olup olmadığını da bilmiyoruz. Kişisel olarak bir tercih yapmalı... | E |
Bilim felsefesi alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan T. Kuhn’un görüşlerinin merkezinde, paradigma kavramı yer alır. Belli bir dönemde bilim insanları tarafından kabul görmüş ve doğayı açıklamak için kullanılan düşünceler bütünü olarak tanımlanan paradigma, evreni açıklamada yetersiz kaldığında yerini yenisine bırakır. ... | B |
İsyan Ahlakı isimli kitabında N. Topçu, ruh hâllerimizin ahlâka bağlı olduğunu yazar. Mutluluk, görev, fayda bunların hepsi de insanî duygulardır ancak aynı zamanda pasiftirler. Onun için ahlaklılık, bunların ötesindedir. Böyle bir ahlaklılığı anlamak için, hareketin kendisini incelemek gerekir. Tüm hareketlerin amacı ... | B |
“Araştırma ve ilerleme için çeşitlilik, çeşitli görüşlerin birbiriyle çarpışması, çatışması kaçınılmazdır. Aynı düşüncede olma, aynı görüşten hareket etme, bilim ve felsefenin sonu demek olur. Fakat bu hiçbir zaman gerçekleşemez; hiç olmazsa özgür bir dünyada buna olanak yoktur. Ancak kontrollü bir dünyada herkes aynı ... | C |
K. Popper’ın bilimsel yaklaşımı bilimsel kuramların yanlışlanabilirlik yöntemiyle denetlenmesi üzerine kurulmuştur. Bir kuramın denetlenmesi o kuramı çürütme ve yanlışlama ile gerçekleşir. Kuram zaten kendisi tarafından bir çözüm denemesi olarak ortaya çıkmıştır. Bu da demektir ki kuram çetin sınavlara dayanabilecektir... | D |
İnsanın sürekli olarak kendisini aşmasını, kendisinin farkına varmasını dile getiren F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında geçen “Yalnız gidiyorum şimdi kardeşlerim! Siz de yalnız uzaklaşın buradan. Böyle istiyorum ben! Uzaklaşın benden ve koruyun kendinizi Zerdüşt’e karşı. Her zaman öğrenci olarak kalırsa insa... | E |
H. Bergson’a göre; dışsal âlem ile içsel âlem arasında sürekli bir etkileşime uğrayan insan bilinci, dışsal âlem ve maddeden izlenimler alır. Ancak bu izlenimler insana, “ben” ile ilgili bilgi vermez. Doğrudan “ben” durumunu kavrayıp bilmek için bilincin içsel âleme yönelmesi ve sezgiyi aktif olarak kullanması gerekmek... | A |
Fransız düşünür J.P. Sartre özgür olduğumuza, seçimlerimiz ve eylemlerimizden sorumlu olduğumuza vurgu yapar. Kaderin önceden belirlendiği veya dışsal güçlerin hayatımızı şekillendirdiği diğer felsefi sistemlerin aksine, J. P. Sartre, bireylerin görünüşte saçma bir evrende kendi anlam ve amacını yaratma yeteneğine vurg... | B |
Paradigma kavramıyla bilime yaklaşımımızda önemli değişimler meydana getiren T. Kuhn'a göre bilimsel bilgiler doğrusal ve birikimli bir şekilde ilerlemezler. Değişen paradigmalardan etkilenirler. Bir paradigma değişimi, bilim insanlarının daha önce geçerli kabul etmedikleri tezleri yeni bir anlayışla kavramalarına sebe... | A |
Aşağıda verilen
I. Dün hava güzeldi. II. En küçük asal sayı 1'dir. III. 2^2 + 3^2 = 42'dir.
ifadelerinden hangileri önermedir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III | E |
AYDINAYDINAYDIN…AYDIN AYDIN kelimesi yan yana yazılarak yukarıdaki gibi bir harf dizisi elde ediliyor. Buna göre bu harf dizisinin soldan 123. harfi nedir?
A) A
B) Y
C) D
D) I
E) N | C |
Üç çalar saat sırasıyla 15, 20 ve 24 dakika aralıklarla çalmaktadır. İlk kez saat 08.00’de birlikte çalan bu üç çalar saat 3. kez saat kaçta birlikte çalar?
A) 10.00
B) 12.00
C) 12.30
D) 13.00
E) 14.00 | B |
Sıfırdan farklı bir k rakamı üç basamaklı 42a sayısının; Sağına yazıldığında oluşan dört basamaklı sayı 5 ile tam bölünebilmekte, Soluna yazıldığında oluşan dört basamaklı sayı 11 ile tam bölünebilmektedir. Buna göre a + k değeri kaçtır?
A) 5
B) 8
C) 10
D) 12
E) 14 | B |
a, b ve c birer pozitif tam sayı, K üç basamaklı bir sayıdır. Buna göre K = 3a + 1 = 4b + 2 = 5c + 3 eşitliğini sağlayan en küçük K tam sayısı kaçtır?
A) 100
B) 103
C) 108
D) 110
E) 118 | E |
Üç basamaklı ABC sayısı 5 ile kalansız bölünebilmektedir. A = 3B olduğuna göre kaç farklı üç basamaklı ABC sayısı yazılabilir?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 6
E) 9 | D |
Eni 80 metre, boyu 110 metre uzunluğunda olan dikdörtgen şeklindeki bir tarla kare şeklinde eş büyüklükteki hobi bahçelerine ayrılacak ve bahçelerin her bir köşesine birer direk dikilecektir. Buna göre en az kaç direğe ihtiyaç vardır?
A) 88
B) 98
C) 108
D) 118
E) 128 | C |
9 ile tam bölünebilen dört basamaklı 2A7B doğal sayısının 5 ile bölümden kalan 1’dir. Buna göre A’nın alabileceği değerlerin toplamı kaçtır?
A) 11
B) 10
C) 9
D) 8
E) 7 | A |
Bir x doğal sayısının 7 ile bölümünden kalan 3, y doğal sayısının 7 ile bölümünden kalan 2’dir. Buna göre x . y + 2x + 3y + 4 sayısının 7 ile bölümünden kalan kaçtır?
A) 0
B) 1
C) 2
D) 3
E) 4 | B |
3 ile tam bölünebilen dört basamaklı rakamları farklı A4BC sayısının 10 ile bölümünden kalan 5’tir. Buna göre A < 6 < B koşulunu sağlayan kaç tane sayı yazılabilir?
A) 1
B) 2
C) 3
D) 4
E) 5 | C |
Rakamları farklı, üç basamaklı 2KM sayısı 15 ile kalansız bölünebilmektedir. Buna göre K sayısının alabileceği tam sayı değerleri toplamı kaçtır?
A) 8
B) 12
C) 20
D) 24
E) 27 | C |
Dört basamaklı A23B sayısının 45 ile bölümünden kalan 17’dir. Buna göre A’nın alabileceği değerlerin toplamı kaçtır?
A) 2
B) 3
C) 4
D) 5
E) 6 | E |
Bir öğretmen sadece hafta içi günlerde çalışmakta ve üç günde bir nöbet tutmaktadır. Bir öğretmen ilk nöbetini pazartesi günü tuttuğuna göre 10. nöbetini hangi gün tutar?
A) Pazartesi
B) Salı
C) Çarşamba
D) Perşembe
E) Cuma | C |
Günümüzde insan; kendi kanatları ile ---- sağlayacak nesnel, özgür ve eleştirel bir ---- tarzına sahip olmalıdır. Bunun yolu da kitap okumaktan geçer. Okuma alışkanlığı, kişilerin okumayı öğrendikten sonra bu eylemi zevkle yapmalarını sağlamak için ---- gereken önemli bir beceridir. Bu parçada boş bırakılan yerlere aşa... | B |
Giderek ivmelenen bir kentsel dönüşüm ve inşaat etkinliği içinde kentlerimiz hızla kabuk değiştiriyor, büyüyor. Bu cümledeki altı çizili sözü anlamca karşılayabilecek kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?
A) Yavaş yavaş büyüyen ağustos böceği sert tabakasından kurtulup yeni bir tabaka edinecek kendine.
B) Ağacın... | C |
Aşağıdaki açıklamalardan hangisi parantez içinde verilen atasözüyle uyuşmamaktadır?
A) Bir şeyin gerçek değeri ona ihtiyacımız olduğunda anlaşılır. (Abanın kıymeti yağmurda bilinir.)
B) Ne zaman, nerede, nasıl davranacağını bilen insana dışarıdan gelecek tehlikeler pek etki edemez. (Ağır yongayı yel kaldırmaz.)
C) İ... | D |
Subsets and Splits
No community queries yet
The top public SQL queries from the community will appear here once available.