Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
instruction
stringlengths
71
1.68k
output
stringlengths
12
1.44k
Olçüsüz sanat nasıl düşünülebilir ki? Sanat, insan kafasının ölçe biçe kurduğu bir düzendir. Musikide, resimde, mimaride, edebiyatta yeniliklere hep düzensizlik olarak bakılır ve yenilik yanlılarına çatılır. Sanata hiçbir getirisinin olmadığı tartışılır durulur ama çok geçmeden bu düzensizlik, bir düzen hâlini alır ve ...
Şıklar: A) Ölçü ve düzen, sanatçıyı etkileyen etkenlerdir. B) Sanatın her ne şekilde olursa olsun bir düzeni vardır. C) Belirli bir düzene sahip olmayan eserler rağbet görmez. D) Yenilik yanlısı sanatçılar, düzenin gereksiz olduğunu savunur. E) Sanatın icrası, sanatçının ilgi ve yeteneği ile orantılıdır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?Aşağıdakilerden hangisi söylenemez? bu paragraf ve sorudan yola çıkarak 5 farklı opsiyon oluştur.
Şıklar: A) I. cümle anlamca olumsuz bir cümledir. B) Il. cümlede tanım yapılmıştır. C) IV. cümlede genel bir tavırdan söz edilmiştir. D) VI. cümlede bir koşul dile getirilmiştir. E) VIL. cümle, VI. cümlenin nedenidir.
Nesiller arasında yalnız giyiniş kuşanışta değil, düşünüş ve anlayışı bakımından da birtakım farklar olur. Yalnız eski elbiselerimiz zamanla bize tuhaf göründüğü hâlde eski fikirlerimiz, eski düşüncelerimiz gözümüzde çabuk tuhaflaşmaz. Terzilerin yeni moda elbiseleri üzerimize güzelce oturtmaları gibi fikir terzileri d...
Şıklar: A) Somutlamalara yer verilmiştir. B) Karşılaştırmadan faydalanılmıştır. C) Tanım cümlesi vardır. D) İkileme kullanılmıştır. E) Benzetmeye yer verilmiştir.
Nesiller arasında yalnız giyiniş kuşanışta değil, düşünüş ve anlayışı bakımından da birtakım farklar olur. Yalnız eski elbiselerimiz zamanla bize tuhaf göründüğü hâlde eski fikirlerimiz, eski düşüncelerimiz gözümüzde çabuk tuhaflaşmaz. Terzilerin yeni moda elbiseleri üzerimize güzelce oturtmaları gibi fikir terzileri d...
Şıklar: A) Düşünce ve anlayışta nesil çatışması ve bunun nedenleri B) Gençlerin yeniden yana oluşları ve eskiyi reddedişleri C) Yaşı ilerlemiş kişilerin fikirlerinden vazgeçmemelerinin sebepleri D) Kişinin bulunduğu zamana göre hareket etmesi gerektiği E) Her yaşın kendine göre bir düşünüş tarzının olduğu
Reklamcılık, günümüzde oldukça önemli bir sektör oluştur. Birçok ürün bu reklamlar sayesinde tanınmakta ve satışa sunulmaktadır. Bu nedenledir ki reklamcılıkta önemli olan seyircinin reklamla ilgilenmesini sağlayabilmektir. Bu yönüyle bakıldığında ülkemizde televizyon reklamcılığının başarılı olduğu bir gerçektir. Rekl...
Şıklar: A) Pazarlamacılıkta reklamın önemli bir sektör haline geldiği, B) Seyircinin ilgisini çekebilmek konusunda Türk reklamcılığının başarılı olduğu, C) Reklamlardaki ürünlerin hemen hiçbirinin iyi ürünler olmadığı, D) Reklamı iyi yapılan ürünlerin insanları ister istemez kendine çektiği, E) İnsanların ürünler konus...
Bu hayatta her şey zor olsa da hiçbir zaman imkânsız değildir. Aslına bakarsanız yazmak cesaret işidir. Birçoklarını bilirim ki değme yazarlardan daha başarılı olabileceklerini bildikleri halde dahi yazmaya cesaret edemezler. Bu kimseler hem kendilerine hem de diğer insanlara haksızlık ediyorlar. Belli bir birikime ula...
Şıklar: A) Yazma yeteneği olan birçok kişinin yazmaktan çekindiğine, B) Birikim sahibi insanların yazarak topluma hizmet etmelerine, C) Yetenekli kişilerin yazmayarak yazın hayatını yeteneksizlere bıraktıklarına, D) Birçok yazarın yeteneklerini kullanmakta güçlük çektiğine, E) Yazma yeteneği olan kişilerin topluma karş...
İnsan vücudu her şeyi ve kendi kendisini değiştirecek bir şekilde yaratılmıştır. Spor, gıda rejimi ve ilaçlar vasıtasıyla insan vücudunu değiştirmek güzel, kuvvetli, canlı yapmak mümkündür. İlimlerin ve tekniklerin yaratıcısı olan zekâ sonsuz gelişmeye elverişlidir. --- Onları insanın bizzat kendi usulüne göre terbiye ...
Şıklar: A) Zekâ insanoğlunun yeterince kullanamadığı bir hazinedir, B) Fakat ne insan vücudu ne de zekâ kendiliğinden gelişir, C) İnsan vücudu ilim ve teknik sayesinde gelişim gösterir, D) Zekânın olduğu her yerde güç ve maddiyat susar, E) İnsanın kendini yetiştirebilmesi zekâsını kullanmasına bağlıdır.
Dost ve dostluk dediğimiz şey. çoğunlukla karşımızdakiyle ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan yakınlıklardır. Dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş, kaynaşmıştır ki dostlar kendilerini birleştiren dikişi bile bulamaz olurlar zamanla. Onlar yıllarca birbirlerini görmeseler dahi karşılaştıkları zaman kaldıkları ye...
Şıklar: A) III, B) Il, C) IV, D) V, E) VI
Bir sanatçının kendini en güzel, en samimi ve doğru tanımladığı yer elbette eseridir. Okuyucu sanatçıyı eseriyle tanır. Onun kişiliğini, neler sevip sevmediğini, topluma ve insana bakışıını hep eserde yazılanlardan yola çıkarak çözer. Sanatçıyı görmesi ve onun yüzüne aşina olması gerekmez. Her gün bir gazete sayfasında...
Şıklar: A) IV, B) V, C) VI, D) VII, E) VIII
Yenilenmeyi bilmeyen, tazeliğin sırrını yitirenlerin sürüngenleştiğini söyler Sezai Karakoç. Böyleleri ruhta kaybettiklerini kalabalıklarda ararlar. Ayinler, törenler, yortular, çılgınlıklar icat ederler, der. Bu insanların durumu aslında ruh tembelliği, biraz daha ileri gidersek ruh pintiliğidir. Pinti ruh, dünyayı ka...
Şıklar: A) Karşılaştırma, B) Tanık gösterme, C) Kişileştirme, D) Abartma, E) Benzetme
Toplumun vicdanı, önderi, ışık tutanı... Aydın olmanın gereğidir bu. Aydın ile aydın olmayan arasındaki fark, aydınların daha rahat yaşaması değildir. Aydın olmayan bir demir tüccarı, aydın olan bir üniversite profesöründen daha varlıklıdır. Kimse aydına ne bir ödül verir ne bir makam. Kendisi için değil, kendi çıkarla...
Şıklar: A) Aydın olmanın ölçütleri nelerdir?, B) Aydın niçin kendini feda eder?, C) Toplumsal refahın öncüleri kimlerdir?, D) Aydının yaşantısı nasıl olmalıdır?, E) Neden herkes aydın olamaz?
Batı dünyasının romancıları veya şairleri üzerine yazılmış olan kitaplar saymakla bitmez. Bir Marcel Proust üzerine yazılmış incelemelerin adları bir kitabı dolduracak kadar çoktur. Oysa bir Halit Ziya veya Ahmet Haşim için yazılmış kaç eser gösterebilirsiniz? Sanatçılarımız yeni kuşaklara hakkında yazılmış eserler olm...
Şıklar: A) Sanatçılarımızın öldükten sonra unutulmaya yüz tuttuğu, B) Batı'nın sanatçıya verdiği değerin bizimkinden çok olduğu, C) Sanatçılarımızın gelecek kuşaklara ulaşmasını sağlayacak eserlerin yeterince yazılmaması, D) Yeni kuşakların eski sanatçılarımızdan habersiz yetiştirildiği, E) Şair ve yazarlarımızı az tan...
Kendimizi tanıma yolundan geri dönemeyiz. Edebiyat şunu söylemesin. bunu söylemesin yok artık. Eski yeni ne hâlimiz varsa bileceğiz. Her yeni hikâye gerçek hâlimizi göstermekte biraz daha ileri gidecek. Gitmeyen hikâyeyi ulusumuz beslemediği için beğenmeyecektir. Iyi niyetli insanlarımız arasında bile peçe kaldıran ede...
Şıklar: A) Edebi eserlerle anlatılmayan hiçbir olay ve durum gerçek anlamıyla okuyucuya gösterilemez., B) Ulusların tarihi gelişimini dile getiren yapıtlar onların geleneklerini ortaya koyması bakımından önemlidir., C) Hiçbir yazar yoktur ki ulusunun ortak değerlerini dile getirmesin. toplumuna ışık tutmasın, O) İnsanı...
Sait Faik. kendisinden söz edilmesini, başkalarınca “1. Utanırdı bundan. Kılık kıyafeti ve davranışlarıyla yazarçizer takımının aydınlarına hiç benzemezdi. Koltuğunun altında kitap taşımaz. okuduklarını anlatmaz. düşüncelerini iddialı iddialı savunmaya kalkmaz. kişiliğini ikide bir ileri sürmez, kendinden hiç söz etmez...
Şıklar: A) Alçak gönüllü bir insan olduğuna, B) Diğer yazarlara benzemediğine, C) Herhangi bir konuda ısrarcı olmadığına, D) Yazdıklarının farklı olduğuna, E) Kendini halktan soyutlamadığına
Estetik sanatla, güzellikle ilgilenen bir felsefe dalıdır. Il. Estetik sözcüğü, Grekçe aisthesis sözünden gelir. Ii. Bu terimi ilk olarak 1750'de Alman bilgin Baumgartner ortaya atmıştır. IV. Estetik bilimi, güzelliğin oluşturulması ve değerlendirilmesiyle ilgilenir. duygu ve beğeninin yargılanması olarak da geçen duyu...
Şıklar: A)I ve II, B)II ve III, C)II ve IV, O)III ve V, E)IV ve V
“Ezber bilmek. bilmek değildir.” Montaigne baba, Batı düşünce sinin baş kaynaklarından biri olan bu sözü söy- leyeli beş yüz yıl oldu. Orta Çağ'ın eğitim-öğretim sistemi ne karşı bir isyan bayrağıydı bu söz. Kara kitapların. yüzyıllarca tekrarlanan kalıplaşmış bilgilerin yenilenme- sini. yaşayıp gelişmesini istiyordu M...
Şıklar: A) Eğitim ve öğretimde ezberci tutumdan vazgeçilmelidir. B) Ezberlenmiş bilgiler, bilmenin ölçütü olamaz. C) Eğitim ve öğretimin işi, bilen değil kavrayan insan yetiştirmek olmalıdır. D) Gerektiğinde gelenekçi eğitime başvurulabilir. E) Insanı özgür düşünceye götürmeyen işe yaramayan kitapların eğitimde işi yok...
Bu denemeleri yazarken hayatımın en mutlu zamanlarını geçirdiğimi söylemeliyim. Çoğunun gece yarısı ürünü olduğunu da... El ayak çekilir, herkes uykuya dalar ve ben odamda günlüklere, biyografilere, mektuplara, anılara gömülür, heyecanla kitaptan kitaba yolculuklar yapardım. Karşılaştığım her yeni ayrıntı heyecanımı ar...
Şıklar: A) I ve II. B) I ve III. C) II ve III. D) Yalnız I. E) Yalnız IV.
“Ivır vizır'ın sözlüklerde “küçük, önemsiz şey” diye tanımlanması yok mu? Çileden çıkarır beni. Kelimeleri, hayatımıza şöyle ya da böyle karışmış varlıkları, olayları küçümsemeye önemsiz saymaya kimin hakkı var? Ben de derim ki ıvır zıvır, o küçük ve önemsiz dediğimiz şeyler hayatın ta kendisidir. Insanoğlu yeryüzünde ...
Şıklar: A) Sözlükler, hayatımızda anlamı olan varlıkları bazen yanlış tanımlamaktadır. B) Insani ilişkileri devam ettirebilmemiz, anılarda saklı kalanları ortaya çıkarmamıza bağlıdır. C) Insanca yaşamak istiyorsak hayatımızdaki her şeyi önemsemeliyiz. D) Hayatı önemseyenler, geçmişine ve toplumsal değerlere önem verenl...
Bu yaşa değin en çok gerçekçi edebiyat ürünlerini, o yolda yazılmış hikâyeleri, romanları, hep o çığırı öven denemeleri, eleştirmeleri okudum. Bir hikâyede, bir romanda anlatılanların gerçekte olanlara benzemesi, çok kimseler gibi benim için de büyük bir suçtur. Peri masallarından, dev masallarından çocukluğumda bile p...
Şıklar: A) Yalnız I. D) II ve III. B) Yalnız II. E) I ve IV. C) I ve III.
Konuşurken daha az kelime kullanırız. Kitaplarda kullanılan kelimelerin sayısı çok daha fazladır. Onlarda kullanılan kelimelerden bazıları eskidir de. Fakat kültür günlük konuşmaları dinleyerek değil. kitapları okuyarak elde edilir. Bundan dolayı kültürlü olmak, geniş bilgi edinmek isteyen bir insan. eski yeni demeden ...
Şıklar: A) Kitap okuma zevki, güzel kitapların seçimiyle oluşur. B) Insanlar konuşma diliyle değil kitapların diliyle ufku nu genişletebilir C) Insanlar eski kelimeleri öğrenmek için çaba sarı etmiyorlar. D) Kitapların dili, sanatçının dili olduğundan okuyan kişi sanatçıyla bütünleşir. E) Kitabı bir belli amaç için değ...
Eve salça yapılması için getirilen domates kasalarından birine el koyarak ilk kütüphaneme sahip oldum. İçine ancak beş altı kilo domates alabilen kasanın bir bölümü boştu. Bu domates kasasını doldurabilecek kadar kitap alıp işi bitirecektim. Ne bereketli kasaymış ki yıllardır kitap alırım bir türlü kasa dolmadı. Herhâl...
Şıklar: A) Eniyi Dost B) Kitapların Ruhu C) Kitap Tutkusu D) Hayat ve Kitap E) Kitaplar ve İnsanlar
İlkel insanın nasıl anlaştığını bilemiyoruz ama bazı iletişim yeteneklerini geliştirerek onun dile ulaştığını tahmin ediyoruz. Bazı dil bilimciler, insanların hayvan seslerini taklit ederek dili bulduklarını düşünüyorlar. Kesin bir şey diyemiyoruz ama bu tahminin doğru olması da söz konusu dur. Kesin olarak bildiğimiz ...
Şıklar: A) Dilin ortaya çıkışı B) İlkel insanların yaşantısı C) Dillerdeki farklılıklar D) Resimle iletişimin nasıl sağlandığı E) Taş Devri insanlarının nasıl anlaştığı
Boşuna dememişler “Müzik ruhun gıdasıdır.” diye. Bırakın icra etmeyi ya da adamakıllı anlamayı, sadece herhangi bir müzik parçasını dinlemek bile psikolojimizi nasıl da değiştirir. Elinizdeki işe ya da yazıya konsantre olmak için klasik müzik eseri tercih edebilirsiniz ya da mutluluk düzeyinizi artırabilmek için hareke...
Şıklar: A) Müzik icra etmenin insana sağladığı faydalar B) Müziksiz hayatın olumsuz yanları C) Müziğin bir işi başarmadaki rolü D) Müziğin hastalar üzerindeki etkisi E) Müziğin insan psikolojisine olumlu etkisi
İbni Haldun “Coğrafya kaderdir.” diyerek hayat tarzının zaman ve mekânla ilişkisini ortaya koymuştur. Eski Türk kültürünü başlangıçta avcılık ve hayvancılık, sonraları ise tarım ve hayvancılık oluşturduğu için Türk dilinin söz varlığını temelde bu hayat tarzına ait kelimeler şekillendirmiştir. Örneğin barınma ihtiyacı ...
Şıklar: A) Bütün diller, eski toplum dillerinin birer devamı niteliğindedir, B) Dili, toplumun yaşadığı mekân ve yaşam biçimi belirler, C) Türkler: tarih boyunca avcılık, hayvancılık ve tarım ile uğraşmıştır, D) Insanoğlu var oluşundan bugüne barınma ihtiyacı hissetmiştir, E) Türklerin değişken yaşam biçimi, başka mill...
Her insan, bazı evrensel insan özellikleri bakımından başkalarına benzer. Buna karşılık, yine bazı bakımlarından herkesten ayrı bir insandır. Her insanın kendine özgü yetenekleri, eğilimleri vardır. Başka bir deyişle her insanın en çok isteyebileceği, başarılı olabileceği birkaç iş vardır. Başarılı insan, kendisine en ...
Şıklar: A) Sevdiği işi yapma fırsatı bulamayan insan tembelleşir, B) Başarısız insanlar, mesleklerindeki yetersizliği görmezden gelirler, C) İnsan, kabiliyeti doğrultusunda bir iş yaparsa başarılı olur, D) Çalışma isteği, yetenekler doğrultusunda yapılan işlerle gelir, E) Sevmediği işlerde çalışan insanlar, kendilerini...
1969'da Mehmet Akif İnan. Rasim Özdenören. Erdem Bayazıt ile birlikte edebiyat dergisini çıkarmaya karar verdiğimizde bizi bu girişime zorlayan etken aslında tekti: Ülkü olarak Batıcılığı seçmediğimizi. yalnızca yerli düşünceye ve bunun tüm değer yargılarına bağlı olduğunu söylemek. Bir ulusu olumlu ya olumsuz yönde ol...
Şıklar: A) Edebiyat dergisinin ulusal bir çizgiyi benimsediğine, B) Edebiyatın ulusları iyi ya da kötü yönde etkileme gücünün olduğuna, C) Devlet ile edebiyatın birbirini etkileme gücüne sahip olduğuna, D) Bir ulusun gücünün. o ulusa ait edebiyatını da etkilediğine, E) Edebi gücün bir ülkeyi yok etme potansiyeline sahi...
Bu parçadaki “Yazarlar ulusun toplumsal çalkantı barometreleridir.” cümlesi aşağıdaki ifadelerden hangisini içermez?Bu parçadaki “Yazarlar ulusun toplumsal çalkantı barometreleridir.” cümlesi aşağıdaki ifadelerden hangisini içermez? verilen paragraf ve soruya göre 5 seçenek oluştur.
Şıklar: A) Toplumsal olayları ölçmek, B) Toplumun nabzını tutmak, C) Toplumsal sıkıntıları dile getirmek, OD) Toplumun inancını sorgulamak, E) Toplumsal kargaşayı anlatmak
“Tarih bir tekerrürden ibarettir.” sözü ne kadar cazibelidir ki insan. bunun tam tersinin doğru olduğunu bildiği hâlde bu sözün çekiciliğinden kurtulamaz. Gerçekten insanların. toplumların, sanatların başından geçenler hep birbirine benzeyen ya da benzetilen olaylardır. Ruh ve beden yapısı değişmedikçe insan, tarihi bi...
Şıklar: A) Tarihi olayları incelerken objektitlikten uzaklaşılmalıdır., B) Dünya, aynı dünyadır: değişen insanlar ve olaylardır, C) Olayların birbirine benzemesi ile tekrarlanması aynı şeyler değildir., D) Genel anlamda dünya tarihi, bir bütündür ve uzaktan farklı görülür., E) İnsanlık, tarihin acı sayfalarına bakıp bu...
(same as Paragraf_3)Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir düşünceyi onaylama söz konusudur? bu paragraf ve sorudan yola çıkarak 5 farklı opsiyon oluştur.
Şıklar: Ayı B) 11, C)IV, D) V, E) VI
Dehanın onda biri yetenek. onda dokuzu çalışmaktır. Şiir. her şair tarafından amacı ve üslubu açısından farklı değerlendirilir. Buna saygım var elbette. Ama bazı şair-ler vardır ki ben sadece bu toprağın sesi olacağım. der. Bunun için de sınırların ötesinden gelen rüzgârlardan kokular devşirmeye hiç yanaşmaz. Bunun doğ...
Şıklar: A) Çünkü bütün sanatçılar. kendi düşüncelerini yaymak ister. B) Okurun bu konudaki düşünceleri önemli değildir. C) Ne kadar gerçekçi olmaya çalışırlarsa çalışsınlar bunu başaramazlar. D) Hiçbir düşünceye bağlı kalmadan yazan bir sanatçı-ya rastlayamazsınız. E) Çünkü sanat. evrensel bir bakış açısını gerektirir.
Hemen her fırsatta ortaya çıkıp kendini anlatan bir ya-zar; gündemde kalıyor. kitabının tanıtımını yapıyor hatta onun daha çok insana ulaşmasını sağlıyor ama bir yan-dan da eserini tüketiyor. Artık biz onun nasıl söylediğine değil. neler söylediğine bakmaya başlıyoruz. Oysa ede-biyat. temelde bir yazarın ---- Tabii ki ...
Şıklar: A) ne söylediğinden çok nasıl söylediğini önemser. B) kendisini iyi tanıtıp tanıtmadığına bakar C) toplumun değer yargılarını temsil edip etmediğini önemser. D) yarına kalıp yeni nesilleri etkilemesini ister. E) sadece eserin edebi yönünü değerlendirmekle yeti-nir
---- Çünkü toplumun değer yargıları ve uygarlığı onunla ölçülür. Insana insanlık duygusu, tiyatroda aşılanır. Otur-mayı, kalkmayı, dinlemeyi, anlamayı, inceliği. birbirimizi sevmeyi orada öğreniriz. Tiyatro bir şehrin ocak başıdır aslında. Orada en güzel masallar söylenir. en gerçek sözler duyulur. Toplumun kabulleri. ...
Şıklar: A) Tiyatroyu sevmemek mümkün değildir. B) Herkes tiyatroyla ilgilenmek ister. C) Bir toplumun kültür ölçüsü tiyatrodur. D) Tiyatroya değer vermeyen toplum yoktur. E) Tiyatro. toplumların geçmişini yansıtır.
Rodos Heykeli, 32 metre yüksekliğindedir ve tunçtan yapılmıştır. İl. Bu heykel, birçok sanat eserine de kaynaklık etmiş, Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi New York'ta bulunan Özgürlük Heykeli'ni Rodos Heyke-li'den esinlenerek yapmıştır. İn. Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca elli altı yıl geçmesine ra...
Şıklar: A) i ve ili B) ili ve V C) lll ve IV D) i ve V E) IV ve V
Mimar Sinan da insanda saygı uyandıran ve bu gelişim sürecine katkı sağlayan şahsiyetlerden biridir. Onun eserlerinin en belirgin özelliği, eserin yapıldığı çevrenin de güzelliğiydi. Kimi adaleti, kimi düşünce dünyası, kimi kahramanlığı ile insanlığın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Sinan küçük çaplı, sanat yönü ağır ...
Şıklar: A) İlaveli v, B) UU-VV, C) MV-V-İN, D) IVY, E) VLiv
Bir ay kadar evvel onu Yeşilköy'deki evinde ziyarete gittim. Kar yığınlarını aşmakla geçen zahmetli bir yolculuktan sonra köşkün alt kat sofasına girdiğim zaman dışarıdaki soğuktan daha soğuk, maddesiz bir hava ile temasa geldim. Ev halkının dışarıdan gelen kimsesizlere hoş geldiniz demek bile aklına gelmiyordu. Burada...
Şıklar: A) I, B) II, C) IV, D) V, E) VI
Ağaçlar şehri baştan başa bir çiçek buketine çevirirken kadınlar neden saçlarına çiçekler takmıyor? Neden kadınlar, leylakların yanından geçerken baharı yalnız ince bir sızı olarak duyuyorlar içlerinde? Kadınlar neden bu kadar yorgun, neden bu kadar umutsuz ve bahardan habersiz? Oysa baharı ilk duyan ve ilk haber veren...
Şıklar: A) II, B) IV, C) V, D) VI, E) VII
Yenileceğinizi düşünüyorsanız yenildiniz demektedir. Cesaret edemeyeceğinizi düşünüyorsanız asla cesaret edemezsiniz. Kazanmak mı istiyorsunuz? Kazanamam demeyeceksiniz. Kazanamam derseniz yenilmenize bir adım kalmış demektir. Demem o ki hayatla ilgili düşünceleriniz olumlu olsun ki hayatınızı güzel yaşayın.Bu parçada ...
Şıklar: A) II, B) III, C) IV, D) V, E) VI
Hayata yan çizmek, yalnızlık duygusuna yenilmek. böy-le bir yenilgiyi kabullenmek insanlığını yadsımak değil mi bir ölçüde? François Mauriac: Yazar. hiçbir zaman yalnızlığa boyun eğmeyen bir insandır. diyor. Her birimiz birer çöl taşıyoruz içimizde. Bu çölleri neyle doldurabili-riz insan seslerinden başka? Kim söylemiş...
Şıklar: A) Sözde soru cümleleri, B) Devrik cümleler, C) Olasılık cümlesi, D) Varsayım cümlesi, E) Tanık gösterme
Herkes hizmet edebilir insanlığın gelişmesine. Bir moda ya uyan da uymayan da. Her yeni düşünce veya sanat akımını benimseyen herkes ilerici. eski sayılan bir anlayışı savunan kişi de gerici olmayabilir. Yani yeni ya da eski taraftarı olmak bir şey ifade etmez. Bu nedenle amaç: iyi, güzel, doğru olanı bulmak ve savunma...
Şıklar: A) Herkesin iyi ve kötü kavramına bakışının farklı olması normaldir, B) Bir eserin niteliğini eski ve yeni oluşuna göre değerlendirmek yanlıştır., C) İnsanlığa hizmet, yenilikçi bir kafa ile de mümkün olabilir., D) Dünyanın yaşanılır olması toplumsal değerlerin korunmasıyla mümkündür., E) Herkesin iyiyi ve güze...
Büyük bir gönül adamıydı Sabahattin Eyüboğlu. Ortaklaşa çalışmanın. imece bereketinin erdemine inanmış bir gönül adamı. Her türlü yozlaşmaya -halktan kopmaktı onun için yozlaşmak- kafa tuttu ömrü boyunca. Divan şairlerini, yapma dilleri ve özentileriyle bir tarafa itip Yunuslarla, Pir Sultanlarla Anadolu'nun gür ve içl...
Şıklar: A) Sanatta yardımlaşmanın insana katacağı değerleri önemseyişi, B) Halk kültürünün Batı sanatıyla örtüşmediği gerçeğini kavrayışı, C) Sanal bir edebiyat anlayışının. Türk edebiyatını geriye götüreceğine inancı, D) Eski edebiyatın. bütün değerleriyle atılması gerektiği düşüncesi, E) Halktan kopuk, gerçekten uzak...
Gerçek bir sanatçının ne çok tanımı yapılmıştır. Nasıl olması gerektiği üzerine de çok şey söylenmiştir. Ben-ce gerçek bir sanatçı: zamanın her anında güzelin. faydalının. doğrunun ve sevginin sabırlı araştırıcısı ve yorumcusu olmalıdır. Sanatçı, elde ettiği bulguları öz ve anlaşılır bir dille. sevecenlik içinde yaşadı...
Şıklar: A) Sanatçı, toplumla bütünleştiği ölçüde faydalı olur. B) Toplumsal değerleri. gelecek nesillere aktarma göre-vi üstlenir. C) Halkı eğitme amacıyla kaleme aldığı eserlerde ger-çekçi bir yaklaşım sergiler. D) İyi bir araştırmacı olan sanatçı. açık ve samimi bir dil kullanır. E) Sanatçı. yaşamı boyunca olumlu duy...
Bilgi verecekseniz makaleyi, kendinizi tanımak. kendinizle hesaplaşmak istiyorsanız denemeyi, bir dünya ya-ratacak ve okuyanı da içine çekecekseniz öykü ya da romanı; slogan atacak. bir görüşü ortaya koyacaksanız gazeteyi. fıkrayı kullanın: şiiri değil, Şiir. bağırmaz: elin-de pankart ya da sopa taşımaz. Şair duygu ada...
Şıklar: A) Şiirin diğer türler gibi bir amacının olması. onun kitle-lere ulaşma özelliğini bir bakıma yok eder. B) Şiir kendi başına bir türdür: diğer türler gibi amacını açıkça ortaya koymaz. kendini kapatır. C) Gazetede kullanılan yazın türlerinin, toplumları hare-kete geçirici. onları isyana sürükleyici özelliği var...
Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cumhuriyet Dönemi'nin özellik-le Ikinci Kuşak şairlerinin en özgünü. nicelik ve nitelik bakımından en verimlisidir. Gerek kullandığı sözcükler, gerek seçtiği temalar ve Şiir kalıpları ile kendinden önceki şairlere benzemediği gibi çağdaşlarına da hiç benzemez. Her biri ötekinden ilginç ve güzel ki...
Şıklar: A) Hem özgün hem de verimli bir sanatçı olduğuna B) İşlediği konu ve kullandığı dil bakımından çağdaşla-rından farklı olduğuna C) Halk kültüründen faydalanıp evrenseli yakaladığına D) Eserlerinin ilgi çekici olduğunu E) Hayal dünyasının zengin olduğuna
Hikâye. güzel yazılma kaygısından Ömer Seyfettin ile kurtuluyor. Bir subay olan Öner Seyfettin. iyi kurulmuş hikâyeleriyle bizde rahat okuma zevkini ilk tattıran sa-natçı olmuştur. Güçlü bir gözlemden çok. basit de olsa birtakım düşüncelerden yola çıkan sanatçı. hikâyeye bir yandan güzel yazma kaygısından çok. konuyu i...
Şıklar: A) Türk tarihine duyduğu sevgiyi hikâyelerine taşıdığına B) Nasıl yazdığına değil, neyi yazdığına önem verdiği-ne C) Anlaşılır. temiz bir Türkçe ile yazdığına D) Eserlerinde toplumsal yergiye yer verdiğine E) Kolay okunabilirlik açısından ilk olduğuna
Namuslu bir dünya ve bu dünya içinde mutlu bir Türkiye yatıyordu gönlünde. Köylüsü kentlisi. yakını uzağı. dostları hele hele dostlarıyla birlikte el ele, ortaklaşa yeniden kurulup yaşatılacak mutlu. adaletli bir Türkiye umudu. Dostluktan başka yitirecek bir şeyi yoktu onun. Biliyordu çünkü işte ve düşünüşte beraberlik...
Şıklar: A) İçinde daima bir umutla yaşadığı, B) Dostlarıyla birlikte güzel işler yapacağına inandığı, C) Şöhreti düşünmeden çalışmalarını yürüttüğü, D) Duygularıyla hareket eden bir yapıya sahip olduğu, E) Hiçbir çıkar ilişkisine girmediği
Türklerde at yetiştirilirken yetiştirilecek olan tay. attan ayrılır: küçük yaştayken üzerine çocuk bindirmeye başlar: çevgan ve mızrak oyunlarında oynatılarak top ve mızrak korkusu yok edilir, arpa yemeye alıştırılır. Meydanda devamlı düz ve ters yönde koşturulur. sırasıyla duvardan atlamaya. su üzerinden atlamaya. yok...
Şıklar: A) Türklerdeki At Sevgisi, B) Türklerde At Yetiştiriciliği, C) Atın Türkler Açısından Önemi, D) Atın Oyunlardaki Yeri, E) At ve Korkuları
Vantuz balığı, görünüm itibariyle küçük ve ince köpek balığını andırmaktadır. Akvaryum değil okyanus balığıdır. Kılavuz balığı olarak da bilinir. Kafasının üzerinde bulunan vantuzlardan dolayı bu isme sahiptir. Vantuzlar âdeta, çizgili ve tırtıklı bir görüntüyü andırır. Vantuz balıkları, kafa kısmında bulunan vantuzlar...
Şıklar: A) Nerede bulunduklarına, B) Neyle beslendiklerine, C) Dış görünüşüne, D) Uzun yolculukları nasıl yaptığına, E) Endüstride nasıl değerlendirildiğine
15. yüzyılın ikinci yarısında dünyanın en büyük ve güçlü devleti durumuna gelen Osmanlı İmparatorluğu. tarihindeki en geniş sınırlara 1592'de ulaşmıştı. |ll. Muratın devrine rastlayan bu büyük genişleme döneminde önem sırasına göre bizden sonra gelen öteki büyük devletler; İran. Hindistan, Çin, İspanya. Almanya. Fransa...
Şıklar: A) 17. yüzyıla yaklaşırken Osmanlının dünyanın en büyük ülkesi olduğu, B) Nüfusunun büyük bir kısmının Türk olmayan unsur-larından oluştuğu, C) Osmanlının 17. yüzyıldan itibaren dünya üzerindeki önemini yitirdiği, D) İmparatorluk topraklarında resmi eğitimin ve dilin Türkçe olduğu, E) Ülke yönetiminde bulunan k...
Insanın yaşadığı hayatı ve bu hayatın temel değerlerini sorgulaması gerektiğini ileri süren Sokrates'e göre sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değer bir hayat değildir. Mutluluk, bilgi ile elde edilen erdemlerle yaşanan bir ahlaki hayatla mümkün olabilir. Herkes iyiyi ister fakat temel sorun insanların iyi adı altında h...
Şıklar: A) Yaşamın temel yargılarını sorgulayıp kavramayan bir insan yaşıyor sayılmaz. B) İnsanlar iyilik peşindedir ancak bu kavram, kişiden kişiye farklılık gösterir. C) İnsanlar. ahlaklı bir hayatı nasıl sürdürebileceğini bilgiyle öğrenebilir. D) Mutluluk ancak bilgiyle harmanlanmış güzel bir ahlak ile mümkün olabil...
Bir yazarın sadece kitaplarını değil, basılmasını düşünmeden yazdığı her türlü ürünlerini, mektup ve günlüklerini okumak: yazar ve onun felsefesi, olay ve durumlara bakışı hakkında çok boyutlu fikir verir. Bu durumda okur, bence salt yazarın göstermek istediği yüzünü değil, ötesini de gördüğü hissine kapılır. Eğer yaza...
Şıklar: A) Bir yazarı tanımanın en iyi yolu, onun basılı eserlerinden yola çıkmaktadır. B) Bir yazarın özel yaşamı, özel notları onu iç dünyasını ele verir. C) Bir yazarı tanımak için onun basılmış ve basılmamış tüm yazılarını okumak gerekir. D) Filozofları tanımanın yolu, basılı ürünlerini değil, projelerini tanımakta...
(same as Paragraf_2)Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? verilen metin ve sorudan 5 farklı seçenek yaz.
Şıklar: A) Örneklemeye başvurulmuştur. B) Kanıtlanabilir veriler kullanılmıştır. C) Açıklayıcı bilgiler verilmiştir. D) Öznel yargılara yer verilmiştir. E) Konuşma havası taşımaktadır.
Sanmam olacağını. Olsa da sanatçı denmez ki ona. Ama sanatının delisi olan, onun uğruna olmadık çilelere katlanan pek çoktur. Yazmayınca hayatının kör kuyuya döneceğini söyler bir yazar. Shakespeare'in. Dostoyevski'nin. Tarık Buğra'nın, Tanpınar'ın ve daha birçoklarının hayatı örnektir buna. Dağlarca bir mülakatında şö...
Şıklar: A) Yazarlar ve şairler çileli kişiler midir? B) Sanatçılar, diğer insanlardan farklı mıdır? C) Işini sevmeyen bir yazar, şair var mıdır? D) Sanatçılar mutlu olmak için mi eser verir? E) Siz de sanatçıların farklılığına inanır mısınız?
Bireylerin veya aynı amaç için birleşmiş toplulukların doğal, siyasi, sosyal veya ekonomik nedenlerle yer değiştirmesine göç denir. Ülkemizde doğal afetler nedeniyle yaşadıkları yerleri değiştirenler olmuştur ancak göç yaşanmasında geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi ekonomik nedenler başta gelir. Eğitim ve sağlık gibi so...
Şıklar: A) Bir babanın çocuklarını okutmak için bulunduğu köyden kasabaya göç etmesi B) Bir gencin, tarihi yerlerini görebilmek için Istanbul'a yerleşmesi C) Türklere yapılan haksızlıklardan dolayı Naim Süleymanoğlu'nun Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmesi D) Annesinin tam teşekküllü bir hastanede sürekli tedavi gerektir...
Sözcükler günden güne anlamını değiştiriyor hatta başka bir anlamla karşımıza çıkıveriyor. Eskiden sanat, sanatçı denilince bu işin çilesini çekmiş, gelecek nesillere eserler bırakmış insanlar gelirdi aklımıza. Bugünlerde ise radyolarda, televizyonlarda kulakları yırtarcasına deli gibi bağıranlar sanatçı diye çağrılmay...
Şıklar: A) Bir söz tersini kast edecek şekilde söylenmiştir B) Benzetmeye başvurulmuştur. C) Deyimler kullanılmıştır D) Betimleyici anlatım biçiminden faydalanılmıştır. E) İçten, açık bir dille oluşturulmuştur
Her kültür, mensuplarının tarih içinde bağımsız bir varlık olarak yaşamını devam ettirmesini ister ve buna uğraşır. Her kültürün insanlara verdiği değer ve davranışların arkasında, başka kültürlerle ezilip yok olmamak, başkalaşmamak hedefi vardır. Yabancılaşma: özüne aykırı düşme, yaradılış sebebi ve işleviyle aykırı k...
Şıklar: A) Toplumların başka kültürlerin etkisi altında kalması mümkün değildir. B) Toplumlar, başka kültürlerle etkileşime girdiklerinde değerler kargaşası yaşar. C) Her toplumun kendine göre değerler bütünü vardır. D) Bir toplumun değer yargılarını ve benliğini koruma görevi, kültüründür E) Kendi olamayan toplumlar, ...
Edebiyatın içine. duyulan şeylerden çok düşünülen şeyler girer. Düşünülen şeyler ise birtakım kalıplara girmeye. bir dünya görüşüne bağlanmaya mecburdur. “Her şey söylenmiştir.” sözü çok aldatıcıdır. Her şey söylenmiştir ama aynı düşünce ile söylenmiş iki söz var mıdır? “Yaşamak ne güzel!” derken her asır hatta her nes...
Şıklar: A) Şairlerin ilk zamanlarda doğayı. bir araç olarak gördüklerine, B) Daha önce söylendiği sanılan şeylerin aslında aynı şekilde dile getirilmediğine, C) Edebiyatın daha çok hissedileni değil düşünüleni anlattığına, D) Yeni şairlerin eskilerden. doğayı ele alışları bakımından farklı olduğuna, E) Sanatçıların güz...
“Aksülamel” yerine “tepki” sözcüğü halk tarafından tutmuştur. Belki sözcüğün tam karşılığı değil ama halk “tepki"ye yeni bir anlam katmıştır. Buna karşılık “yapıt” sözcüğü. gençlerde “bina”yı akla getiriyor da “eser anlamını getirmiyor. Türkçeye çok yerleşmiş olan “eseri bırakıp yerine “yapıt'ı yerleştirmeye çalışmak n...
Şıklar: A) Yabancı sözcüklerin yerine yenilerini getirmek. halka ulaşma yolunda bir zorunluluktur., B) Yazı dilimiz yabancı sözcük istilasına uğramıştır, bir an önce bunun önüne geçilmelidir., C) Yabancı sözcükler. anlatımın anlaşılırlığını engellediğinden gençliği kitap okumaktan soğutmaktadır., D) Oluşturulan yeni sö...
Bir yazarın roman anlayışı. doğal olarak yazdığı her romanla biraz daha gelişir. bunun olağan bir seyri vardır. Belki de üzerinde çalıştığım metin yaptı bunu. Roman sanatından ne beklediğimin cevabını Bin Hüzünlü Haz'da daha net gördüm: bunun nasıl olduğunu bilmiyorum. belki bende biriken bazı şeyler o romanı yazarken ...
Şıklar: A) II ve IV, B) I ve V, C) III ve IV, E) IV ve V
Cahit Sıtkı Tarancı, kendini yakışıklı bulmayan. çirkin olduğunu düşünen bir şairimiz. Babasına. özellikle de kız kardeşine yazdığı mektuplarda hep bu üzüntünün izleri vardır. Şiirlerindeki karamsar havada, bu ilk gençlik yıllarının ezikliğinin etkisinin olmadığı söylenemez. Ahmet Haşim de çirkinliğinin acısını içinde ...
Şıklar: A) Dış görünüşüyle ilgili olarak kendileriyle barışık olmadıkları, B) Fiziki görünümleriyle ilgili iç sıkıntılarının şiirlerindeki havaya da yansıdığı, C) Yaşamları boyunca etrafındaki insanlara karşı çekimser ve ezik oldukları, D) her ikisinin de şiirlerinden iç dünyalarını görmenin mümkün olacağı, E) İçlerind...
Geleneksel büyük ailelerde yetişmiş her yazarın ilk 14. Öğrenci: ustası ninesidir. Hem büyülü yaşayışı ile hem de masal ile birbirine karışıvermeye pek yakın duran sözü ve anlatma yeteneği ile. Şu var ki büyükanneler yalnız sözel yanımızı beslemekle kalmaz. hayatın bütününe ait tavırlar ve alışkanlıklar da kazandırırla...
Şıklar: A) II, B) III, C) IV, D) V, E) VI
Var oluşunun bilincinde olan tek canlıdır insanoğlu. Beyin gücüyle duygu ve düşünce üretebilmesi, onun diğer canlılardan ayrılan en belirgin özelliğidir. İnsan bu yeteneği sayesinde madde ve enerjiyi kendi yararına kullanmış, en gelişmiş teknolojileri üretmeyi başarmıştır. Kendi rahatına düşkünlüğü insanoğlunun çalışma...
Şıklar: A) I, B) II, C) III, D) IV, E) V
— Beni yazmaya özendiren, tüm yaşam, doğa, uzay, dağlar denizler, başta insan olmak üzere tüm canlılar, düşler, gerçekler vb. — Konu seçimi pek kolay olmuyor. Ama kültür alt yapım hazır olduğu için birçok konuyu zihin ve gönül süzgecimden geçirip, sentezleyerek yeni yeni yaratılar elde ediyorum. Bu sürede bazen, pek gü...
Şıklar: A) (0) Sizi yazmaya iten sebep nedir?, (10) Uslubunuzu oluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?
Plasebo etkisi tıpta, etkisi olmayan bir ilacın “Bunu iç. iyileşeceksin.” denerek verildiğinde gerçekten de iyileştirici etki gösterebildiğini ifade eden bir kavram. Ingiliz doktor John Haygarth 1799 yılında, o dönemde satılan meşhur perkins çekicileri adlı aracı denemek için satın aldı. Bu pahalı metal çubukların vücu...
Şıklar: A) İçeriğinde herhangi bir ilaç olmamasına rağmen bütün hastalıklarda kullanılan iyileştirici etkiye sahip bir maddedir
Metafizik roman demek; romanı belirsiz, gerçekte var olmayıp var gibi düşünülen bir temel üzerine kurmak demek değildir: insanın evrene bakışını, onun belli bir yer ve zamandan sonsuzluğa uzanışını tespit etmektir: acılarına evrensel bir anlam vermektir. Meseleye bu açıdan bakınca metafizik romanın gerçekten uzaklaşmak...
Şıklar: A) Yalnız III
Büyük bir milletiz. çok zengin bir tarihimiz var. Yüksek bir kültür ve medeniyet kurmuşuz. Ulaştığımız her alana kişiliğimizin damgasını vurmuşuz. Yürüyüşlerimizde. emperyalist gaye değil bir evrensel bildiri taşıdık. Savaşlarımız halklarla değil düzenlerle oldu. Bu yüzden çok kısa sürede büyük fetihler yaptık ve bu yü...
Şıklar: A) Olay ve durumlara evrensel değil yerel yaklaşması
Susmak, bağdaşmaz insanın onuruyla. İnsan, onu- runu bile çağ içinde sorumluluğunu kavrayınca anlar. Yazarlar, isteseler de istemeseler de kavganın için- dedirler aslında. Niçin açıkça söylemiyoruz sözümüzü de susuyoruz? Çağı gide gide daha iyi anlıyoruz Özgürlüğün sorumluluktan kopmaz mutlak bir yanı var. Insan bunu n...
Şıklar: A) Yaşadığı zamanın gerçeklerinin farkındadır. B) Sorumluluk duygusu ile yazmaktadır. C) Topluma karşı oldukça duyarlıdır. D) Özgürlüğün sorumlulukla olan bağını bilmektedir. E) Duyarlı olmanın insana acı verdiğini düşünmektedir.
Bir milleti diğerlerinden farklı kılan onun kendine özgü özellikleri- dir. Bir Fransız, bir Çinli veya Ispanyol gibi değildir. Fizikçe benzemezliğinin yanında tamamen ayrı bir insan olarak oluşmuştur. Bir Finlinin tebessüm edeceği bir fıkraya bir Italyan kahkaha ile gülebilir. Her milletin eşyaya bakışı, hayatı yorumla...
Şıklar: A) Milletlerin tarihleri birbirine benzese de fikir hayatları birbirinden farklıdır. B) Milletlerin yetiştirdiği önemli şahsiyetler medeniyete katkı sağlar. C) Her milletin kendine özgü ortak bir kültürü, hayat anlayışı vardır. D) Medeniyeti, büyük insanların bıraktığı eserler inşa eder E) Milletleri birbirinde...
Insanı insan yapan duygulardan biridir acımak. Ama bu duygu, karşımızdaki kimsenin acısını kendimizdeymiş gibi hissedersek yaşanır. Bir üstünlükten gelen acıma duygusu gerçek bir acıma değildir. Çünkü bu acıma duygusu bir tür gururdan kaynaklanır. Edebi eserlerle haşır neşir olmayanlarda gerçek bir acıma duygusunun var...
Şıklar: A) Kişiye yukarıdan bakan acıma duygusunun sebebi- ne B) Acıma duygusunun insani bir değer olduğuna C) Gerçek bir acıma duygusuna sahip olanların üstün vasıflarına D) Acıma duygusunun nasıl bir özellik taşıdığına E) Hassas insanların acıma duygularını dışa yansıttıklarına
Belgrat'ı tanımak ve biraz da hissedebilmek için en az üç gün ayır-malısınız şehre. Daha uzun zaman geçirirseniz de sıkılmaz, tam tersi çok keyif alabilirsiniz. Knez Mihailova Caddesi'nin bir ucun-da Kalemegdan isimli bir park bulunuyor. Tuna ve Sava Nehirlerine tepeden bakar konumdaki park, sabah saatlerinde spor yapa...
Şıklar: A) Tarihsel değerleri örneklerle açıklama, B) Öneri cümleleri, C) Gözlem gücünden yararlanma, D) Koşula yer verme, E) Kişileştirme
Kitabın birinci baskısında daha çok, birbirine yaklaşan denemeler. yazıldıkları tarihlere bakılmaksızın bir araya getirilmiş, tarihleri de gösterilmemişti. Her birinin yazıldığı tarihlerde dış ve iç olaylar, değişik yerli ve yabancı yayınlar karşısında edebiyatımızın ayrık sanat kümelerine göre ne gibi değişiklikler ge...
Şıklar: A) Öngörü, B) Yalın anlatım, C) Gerekçeli yargı, D) Amaçlıgı, E) Tanımlama
Prf Yayınları Bisikletimin rotasını dik yokuştan aşağıya çeviriyorum. Şimdi Türk edebiyatının en çok iz bırakmış yazarlarından birinin, Reşat Nuri Güntekin'in, evine doğru gideceğim. Ahşap panjurları, zarif cumbaları ve önünde sıra sıra dizilmiş pembe ve beyaz zakkum ağaçlarıyla giriş cephesini de ormana doğru çevirmiş...
Şıklar: A) Olayları devinim içinde aktarmaya, B) Betimleyici ögelere, C) Tahmin bildiren cümleye, D) Farklı duyularla algılanabilen ayrıntılara, E) Nitelik bildiren sözcüklere
Kapıdan girince karşı köşede duvara çivilenmiş büyükçe bir ay-na yer alıyordu. Duvarın iç tarafındaysa duvarın içinden ayrılmış, giysileri koymak için tasarlanmış bir bölme, dolap olarak kullanı-lıyordu. Duvarda tahtadan yapılmış bir raf vardı. Çamaşır dolabı şeklinde tasarlanmış bölme ise bezden lastikli bir perdeyle ...
Şıklar: A) Öyküleme, B) Betimleme, C) Açıklama, D) Tanık gösterme, E) Karşılaştırma
Kelaynakların yurdu olan Birecik, bir hazinedir. Parke taşlı, dara-Cık, eski sokaklarında bir köprü gibi uzanan ev çıkmalarının altın-dan geçerken insan bugünden kopar, kendini Antik Çağ'da sanır. Zeugma gibi çok çekici, antik bir noktaya yakın olmasına rağmen turizmin gerektirdiği altyapıdan yoksun olan bu şehirde ins...
Şıklar: A) Niteleyici sözlere, B) Benzetmeye, C) Genellemeye, D) Öznel bir anlatıma, E) Gözleme dayalı ayrıntılara
30 yıl önceki Hasan Ali'yi merak ettiğim için, Geçmiş Şimdi Gelecek'te yer alan öyküleri birkaç gün evvel ben de okudum. Bazen şaşırdım. bazen ah niye böyle yazmışım dedim. bazen de şimdi olsa bu kelimeyi kullanmazdım diye geçirdim içimden. Gülümse-diğim, afalladığım. kendime aferin verdiğim ya da şimdi derdin bu muydu...
Şıklar: A) Eksikliklerini görebilen, B) İnsanları etkilemeye çalışmayan, C) Topluma öncülük edebilen, D) Kendini geliştirerek ilerleyen, E) Öz güvene sahip olan
Usta sanatçı, hep bildiği yoldan gitti, bildiğini yazdı. Bunu yapar-ken de metinlerinden ironiyi hiç eksik etmedi. Zaten büyük acıla-rın ortasında kalan, kalemi sağlam yazarların, ironinin âlâsını yap-ma hakkı hep saklı. O. eserlerinde bu hakkı sonuna dek kullandı. Ironiyle beraber yürüyen mizah. onun perdeye değil de ...
Şıklar: A) Alaycı, eleştirel bir tutuma sahip olma, B) Yaşamında sıkıntı içinde olma, C) Olayların arka planını görebilme, D) Toplumdaki olumsuzlukları dile getirme, E) Duygusal bir karaktere sahip olma
Insanların coğrafi dağılıma bağlı özelliklerinden en doğal olanı ve üzerinde en çok tartışılanı farklı deri renkleri. Bu konuda en yay-gın görüş. tropikal gün ışığına karşı koruma sağlaması için. Ekva-tor bölgesine yaklaştıkça cilt renklerinin koyulaşması. Ancak deri-nin rengiyle enlem arasındaki bu ilişki, çok sayıda ...
Şıklar: A) Yalnız I, B) Yalnız II, C) III ve IV, D) I ve II, E) II ve IV
Çocuklar için yazmanın en güzel tarafı, saf bir seyirci için yazmakta olduğumu bilmemdir. Çocuk seyirciler, olumlu ya da olumsuz tepkilerini hemen dışa vururlar. “Terbiyeli” davranmazlar. Beğen-miş gibi yapmazlar. Bu da yazara büyük bir meydan okumadır. Kalemine güvenip iyi yazarsan da hakkını teslim eder çocuklar Oyun...
Şıklar: A) Geniş bir hayal dünyaları olduğu, B) İzledikleri oyunlarla ilgili net tepkiler verdikleri, C) Beğeni ölçütlerinin zamanla geliştiği, D) Kurgusal etkinliklere ilgi duydukları, E) Oyunlardaki kurmaca dünyayı farklı algıladıkları
Genç yazar. Yük romanı ile bildiği şeyi yapmaya devam ediyor. Yıne olumün kıyısında dolaşıyor. yıne kaybedenlerın hayatını anlatıyor. yıne Şarkılar. şiirler ve mektuplardan besleniyor, yıne tespitlerde bulunuyor yeri geldiğince. Hıkâyesini çok iyi kurgulayan tempolu bir roman Yük. Eksikleri de yok değil. Beklentiyı bun...
Şıklar: Aji veli B) Yalnız Il. Cjive. Oj1ll ve VW E) Yalnız ıl
Kitaplarımda yer alan dili bulana kadar yüzlerce şiir yazdım. Ama aradığım şiirin o olmadığını çok erken yaşta biliyordum. Bir gün bütün yazdıklarımı, bütün defterlerimi kesin bir kararla, kendime karşı neredeyse zalimce diyebileceğim bir tavırla yaktım. Şiirlerim yanarken kâğıtta yok olan harfleri görmek acıydı. kalbi...
Şıklar: A) Yazdıklarında özgün bir bakış açısına ulaşamadığını hisset- mesinden. B) Şiirlerinin okurun beklentilerini karşılayamayacağını düşün- mesinden. C) Kendi sesini kurabileceği yeni bir dil arayışından. D) Yazdıklarının kendisini tam anlamıyla yansıtmadığını görme- sinden. E) Şiir dilinin istediği yetkinliğe eri...
Çerçeve, bilindik bir romanın giriş-gelişme-sonuç yapısından bi- raz farklı bir biçimde kaleme alınmış: daha çok. bir hayat kesiti olarak tanımlayabileceğim bir roman. Roman; evliliği sona ermiş, iki çocuk annesi. orta yaşın eşiğinde bir yazarın. yaz mevsiminin kollarındaki Atina'daki birkaç günlük seyahatini anlatıyor...
Şıklar: A) Bilinen roman tarzının dışında oluşturulduğuna. B) Kurgusunun canlı diyaloglar üzerine inşa edildiğine. GC) Karakterlerin ruhsal tahlillerine yer verildiğine. 0) Kahramanının aynı zamanda romanın anlatıcısı olduğuna. E) Diyalogların çok olmasının sürükleyiciliğini artırdığına.
Ben yazmaya başlamadan önce her şeyi kuruyorum. kitaplarımın sonunu biliyorum çünkü bir derdin tetiklemesiyle yazdığım için onu ne şekilde anlatacağımı biliyorum aslında. Önce dert geliyor, sonra karakterler ve konu... Notlar almaya başlıyorum, olay kendi içinde bir süre gelişiyor, kökleniyor ve bir çerçeve oluşuyor. H...
Şıklar: A) Önceden belirlediği bir kurguya göre hareket eder. B) Karakterlerini duygusal olarak yönlendirmekten kaçınır. C) Hikâyeleri aracılığıyla kendi sorunlarıyla yüzleşir. 0) Anlatacağı olayın, zihninde şekillenmesini bekler. E) Hikâyelerinin oluşumuna belli etkenler kaynaklık eder
Dünyanın Ortasında yazanın ilk öykü kitabı. Yazar, yaşanmış olaylardan yola çıkarak 1940'lı yıllarda Erzurum'undaki yaşamı, bireylerin yaşantıları ve iç dünyaları üzerinden incelikle işlemiş. Öyküleri okudukça kentin önemli mekânlarında soluk alan insanların seslerini duyar gibi oluyor, hayatın o sessiz akışını sayfala...
Şıklar: A) İnsana ve çevreye dair ayrıntıları yetkin bir anlatımla ele aldığı, B) Yalın bir dili olduğu, C) Anlattıklarının gerçek yaşama dayandığı, D) Elealdığı olayların gerisinde yaşanan dönemle ilgili önemli kim durumlara dikkat çektiği, E) Olayların anlatımında kurgusal bir bütünlüğün olmadığı
Eleştirmen: düşünce ve sanat hareketlerinin kaynaştığı, eleştiri nin bir meslek sayıldığı yerlerde yetişir. Bütün insanlardaki temel ahlak niteliklerinin yanında, sağlam bir felsefe temeline dayanan geniş bir sanat kültürü, derin bir seziş ve büyük bir çalışma gücü, büyük eleştirmenin başlıca nitelikleri olarak görülme...
Şıklar: A) Eleştiri; sanat ve düşünce akımlarının boy gösterdiği yerlerde gelişir., B) Gerçek eleştirmenden evrensel ahlak değerlerini sindirmiş ol ması beklenir., C) Eleştirmenin sanatsal sezgileri gelişmiş olmalıdır., D) Felsefe, eleştiri sanatının temelini oluşturur, E) Eleştirmen belli çıkarımlara ulaşırken özgür o...
Bu yazarın kahramanları kalabalık kentlerde kendi kabuklarına çekilmiş insanlardır. Bütün güzelliklerin ilk gençlik çağında tüketildiğini, yitirildiğini düşünen bu insanlar, artık anılara yelken açmaktan kendilerini alamamaktadır. Aileleriyle olgunluk veya emeklilik günlerini yaşayan bu kişiler, artık geçmişin mutlu za...
Şıklar: A) Yalnız, B) Yalnız II, C) Yalnız III, D) II ve IV, E) III ve IV
Öykücülüğümüzde dil bilinci yüksek yazarlardan biri Bilge Karasu'dur. Bilge Karasu, öykülerinde dili bir “araç” olarak görmez. Metinlerinde dilin olanaklarını zorlar, araştırır. Bunu edebiyatın doğal işlevi olarak görür. Yoğun, çok katmanlı, çağrışımlı, okuru uğraşuracak cümle peşindedir. Kuşkusuz bu da imge yaklaşımın...
Şıklar: A) II ve III, B) Yalnız II, C) I ve II, D) Yalnız III, E) I ve III
Gezegenimizin geleceği için derin deniz madenciliği ile ilgili ulusal çapta hemen çok ciddi önlemlerin alınması gerekiyor Çünkü deniz madenciliği, okyanustaki önemli karbon yutaklarını tahrip ederek küresel iklim adı- na olumsuz sonuçlar doğuracak. Ekosistemi tehdit eden bu du- rum, hem insanların gıda güvenliğini ve g...
Şıklar: A) İklim sorunlarına yol açması, B) Denizlerdeki beslenme zincirini bozması, C) Ekosistemi olumsuz etkilemesi, OD) Deniz ticaretinde haksız rekabete yol açması, E) Denizlerin kirlenmesine neden olması
Sosyolojide “etnik merkezcilik” kavramı; toplumsal kuralların tek geçerli ve doğru kurallar olduğuna inanmaya başlamayı ifade eder. Bir süre sonra ne yiyip içeceğinizi. kiminle dost olacağınızı. hangi durumda mutlu ya da mutsuz olacağınızı belirlemeye başlar o kurallar. İradeniz zayıflar. silikleşir. Buna rağmen onlara...
Şıklar: A) İnsanlar üzerindeki olumlu etkilerinin, olumsuz etkilerinden fazla olduğu, B) Yararlı olanlar toplum üzerindeki gücünü korurken zararlı olan- ların etkisinin zamanla azaldığı, C) Bireyleri ortak duygular etrafında birleştirerek toplumsal kar- gaşayı önlediği, D) İnsanların duygu ve davranışları üzerinde sını...
Kullanma kılavuzu, bir şeyin doğru yerde ve bilinçli kullanılmasına yönelik temel bilgileri içeren kitapçıktır. Bu, üretilen her şeyi kapsar. Ne var ki kullanma kılavuzundaki bilgiler, genelinde teknik içerikli olduğundan aynı zamanda anlaşılması zor ifadeler de içerir. Bu zorluk, beraberinde anlam yetersizliğini getir...
Şıklar: A) İnsanların hizmetine sunulan her ürünün bir kullanma kılavuzunun olduğu, B) Tüketicinin aldığı ürünü doğru bir şekilde kullanabilmesi için kullanma kılavuzunun anlaşılır bir dille yazılması gerektiği, C) Kullanma kılavuzuna uygun kullanılmayan ürünlerin garanti kapsamı dışında kaldığı, D) Kullanma kılavuzund...
Oturup kendi ana dilim üzerinde çalışıyorum. Ona özen gösteriyorum. Bizde dil son derece kısır tartışmaların konusu olagelmiş. Farklı kesimler, kendi görüşlerine göre aynı anlama gelen Osmanlıca ve Türkçe kelimelerden birine sahip çıkıp diğerini elemekten yana bir tutum izliyorlar. Bana göre, her iki kelime de madem ya...
Şıklar: A) İl ve İll, B) İİ ve İll, C) İl ve IV, D) Yalnız IV
Kamuoyu pek de ilgiliymiş gibi görünmese de son yıllarda fizik- le ilgili güncel çalışmalar ve kuramlar, kimi bilim kurgu eserlerinden bile çılgın bir gerçeklik sunuyor bize. Astrofizik alanındaki yeni gelişmeler: keşfedilen binlerce yeni gezegen. gök adamıza ve evrene dair inanılmaz veriler ve bulgular. en oturaklı bi...
Şıklar: A) Yalnız I, B) I ve III, C) III ve IV, D) Yalnız III, E) I ve IV
Kahve İran'da 9. yüzyılda içilmeye başlanmış ve ünlü hekim İbni Sina 1000 yılı dolaylarında, bir eserinde henüz nadir bir içecek olan kahveden söz etmiştir. Osmanlıların 1454'te İstanbul'a taşıdığı kahve 1500'e doğru Arap Yarımadası'nın yaygın bir içeceği haline gelmişti. Arap tüccarların Yemen'in Muha Limanı'ndan gemi...
Şıklar: A) Kahve içilen mekânlar, insanlara aynı anda sosyalleşme olanağı da sunmuştur, B) İslam dünyasında insanlar başlangıçta kahveye çekingen bir tavırla yaklaşmıştır, C) Osmanlılar, kahveyi İran'dan öğrenmiş; Arap tüccarlar yoluyla tüm dünyaya ihraç etmiştir, D) İstanbul'a kahvenin getirilmesi ve bu şehirde kahveh...
Türkiye'de artık neredeyse her kentin, her bölgenin bir kültür-sanat festivali var. Bunların organizasyonunu sivil toplum kuruluşları, belediyeler veya üniversiteler üstleniyor. Sosyalleşmeyi sağlamak, bir kenti tanıtmak, bir ürünü pazarlamak, bir geleneğin kaybolmasını engellemek gibi düşüncelerle yola çıkılsa da heps...
Şıklar: A) Son dönemde yaygınlık kazanan bir etkinlik olduğuna, B) Hem özel hem de resmi kuruluşlarca düzenlendiğine, C) Düzenlenme gerekçesi farklı da olsa hedefin aynı olduğuna, D) Kentlerin imajının oluşmasında önemli rol oynadığına, E) Daha çok düzenlenen sanatsal etkinliklerle öne çıktığına
Günümüzde alışveriş merkezleri, atlıkarınca ve buz pateni pisti gibi eğlence; panoramik asansör ve yürüyen merdiven gibi teknolojik; kemer ve kubbeler gibi mimari ögelerin toplandığı yerlere evrildi artık. Mağazalardan lokantalara, sinema salonlarından kuru temizlemecilere, banka şubelerinden kitapçılara kadar ne arars...
Şıklar: A) Birbiriyle ilişkisiz unsurların bir araya geldiği mekânlara dönüştüğüne, B) Fiziksel açıdan karmaşaya yol açmayacak biçimde tasarlandığına, C) İnsanlarda daha çok alışveriş yapma isteği doğuran bir yapısının olduğuna, D) Birçok alanda hizmet vererek tüketicinin zaman kaybetmesinin önüne geçtiğine, E) Tasarım...
Kuşak veya jenerasyon, biyolojik ve sosyolojik (toplumsal) açıdan tanımlanabiliyor. Biyolojik olarak ebeveynlerin doğum tarihi ile çocuklarının doğum tarihleri arasındaki süre “kuşak” olarak ifade ediliyor. Ancak günümüzde ortalama çocuk sahibi olma yaşı geçmişteki ile aynı değil. Bu nedenle ortak bir kuşak tanımı yapa...
Şıklar: A) Biyolojik ya da sosyolojik kuşak tanımlamalarındaki temel dayanak, doğum zamanıdır. B) Her ülke için geçerli olan ortak bir kuşak kavramından söz etmek mümkün değildir. C) Ebeveyn ve çocukların doğum tarihleri arasındaki süreç, “biyolojik kuşak” kavramıyla ilişkilidir. D) Biyolojik kuşak tanımında kültürel v...
Bu parçaya göre Alfa kuşağına yönelik tanımlamanın diğer kuşaklardan daha tutarlı yapılabilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?Bu parçaya göre Alfa kuşağına yönelik tanımlamanın diğer kuşaklardan daha tutarlı yapılabilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? bu paragraf ve soru için 5 farklı seçenek...
Şıklar: A) Aynı zaman aralığında dünyaya gelmeleri. B) Teknolojik gelişmelere çok hızlı uyum sağlamaları. C) Kendilerine özgü, kültürel ve ulusal değerlere diğer kuşaklardan daha bağlı olmaları. D) Küresel sorunlara karşı diğer kuşaklardan daha insancıl tepkiler vermeleri. E) Yerelliği aşan, evrensel bir beğeni ve kült...
Teo Angelopoulos'un Kumpanya filmi, Yunanistan'ın önemli bir dönemini resmi anlatının dışına çıkarak anlatır. Filmi tam anlamıyla kavrayabilmek için Yunan mitolojisini ve tarihini bilmek gerekir. Ayrıca filmde hiçbir karakter ön plana çıkmaz. Tüm oyuncular kameraya dönerek kendi hikâyelerini anlatır. Yakın plan çekimle...
Şıklar: A) Olay örgüsünün merakı kamçılayacak şekilde kurgulandığı. B) Hikâyenin belli kişiler ön plana çıkarılarak anlatılmadığı. C) Filmdeki göndermeleri anlamanın birikim gerektirdiği. D) İzleyiciyi dolaylı bir yoldan yönlendirerek ona farkındalık kazandırdığı. E) Yaşananlara, egemen görüşten farklı yaklaştığı.
Bu parçadan hareketle yukarıda verilenlerden hangileri Ağlayan Çayır'ın Kumpanya'dan daha çok ilgi görmesinin nedenlerindendir?Bu parçadan hareketle yukarıda verilenlerden hangileri Ağlayan Çayır'ın Kumpanya'dan daha çok ilgi görmesinin nedenlerindendir? aşağıdaki paragraf ve soru için 5 alternatif seçenek oluştur.
Şıklar: A) Yalnız I. B) I ve III. C) I, II ve III. D) Yalnız III. E) I, II, III ve IV.
Marjane Satrapi'nin son filmi Radyoaktif. çalışmalarıyla iki kez No-bel Ödülü alan Marie Curie'nin öyküsünü anlatıyor. Ancak film. yönetmeninden hiç beklenmeyecek şekilde biyografi filmlerinin alışılmış hikâye kalıplarının izinden gidiyor. Böyle olunca filmde Satrapi'nin imzasını ve dilini hissetmek zor oluyor. Satrapi...
Şıklar: A) Özgün bir sinema tekniğine sahip olmadığı, B) Ana olayla yan olaylar arasında bir denge kurulamadığı, C) Türünün önceki örneklerinden ayrışamadığı, D) Anlatımı renklendirme adına yapılan hamlelerin tersine bir sonucu doğurduğu, E) Yaşanmışlıkların dışına çıkarak inandırıcılığını azalttığı
Insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biri olan matematik diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme göstermiştir. Matematiğin nerede ve nasıl başladığı hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Yorum gerektiren arkeolojik bulguları değil de yorum gerektirmeyecek kadar açık yazılı belgeleri...
Şıklar: A) Yalnız I, B) I ve II, C) I ve III, D) Yalnız III, E) I, II ve III
Bir coğrafyaya ruh veren, dildir. Bu ruha biçimi. eserleriyle sanat-çılar kazandırır. Fazıl Hüsnü Dağlarca bütün hayatı boyunca bu ruhla yaşamış. yazmış bir şairdir. Kaşgarlı Mahmud'un 11. yy.da Arapçanın gölgesinde kaleme aldığı eseri dilin genişliğini, derinli-ğini, kaydını göstermesi açısından değerlidir. Ve o lügat...
Şıklar: A) I ve II B) III ve V C) IV ve I E) II ve V
End of preview. Expand in Data Studio

No dataset card yet

Downloads last month
3